28 Aralık 2010 Salı

I Found A Reason..*



V For Vandetta'i tavsiyelere kulak verip bi türlü izlememiştim..itiraf etmek gerekirse yazık etmişim..
Ben uzun zamandır film izlerken yanıma kağıt kalem almamıştım..

V'deki özgürlük çarpıntısı(rasim ozan kütahyalıya sevgiler..yeni eşi hayırlı olsun(: )
vurucuydu..Batı'nın korku imparatorluğunu yerle bir etmiş..

Filmde V'nin ağzından dökülen anlam dolu repliklerin dilinize ve aklınıza takılmaması mümkün değil;

"Siyasiler gerçeği örtmek,sanatçılar gerçeği ortaya çıkarmak için yalan söyler"

"Dans Etmeden Yapılan Devrim, Devrim yapmaya değer değildir"


"Fikirlere kurşun işlemez"
"Bu ülkenin binaya değil umuda ihtiyacı var"

....."V"
NüHa

*V'nin ilk defa dans etmek istediği şarkı..
Cat Power tarafından yeniden yorumlanan velvet underground parçası.

26 Aralık 2010 Pazar

Doğ Ey Güneş...!

"Her Eylem Yeniden diriltir beni..
Nehirler düşlerim göl kenarında.." *

Mavi Marmara gemilerden bir gemi gibi değildi elbet
Efendimiz'in Uhud'a baktığı gibi baktık ona bugün
"O bizi sever bizde onu severiz" dedik şehitlerimizin şahidine..

Selam olsun ümmetin vicdanını harekete geçiren yiğitlere
Selam olsun Furkan'a Selam olsun Cevdet Abi'ye..

NüHa

*Mehmet Akif İnan

23 Aralık 2010 Perşembe

Uygunsuzum..


"Ben bir muhacir kızıyım, ah bahtım..Pılı pırtıyı en iyi ben toplarım. Hiç bir şey olmamış gibi güleç durmalı yüzüm. Rengim kimseye uymuyor ve çoğu kez hercai bilirler bu yüzden beni, biliyorum. Uygunsuzum. Halbuki ev taşınırken hep en sona kalan ve çoğu kez de perdeleri sökülmüş bir pencerinin içinde unutulan küpe çiçeği kadar yalnız ve vazgeçilmeye hazırım...Ya da yüzündeki çizgiler, bir nineninkinden daha kahırlı tahta yolculuk bavulları..Veya derhal sarılacak göçünü arayan deste deste urganlar..Kardeşim kadar benzerler bana..Bavullar ve urganlar..Kolları hep sıvanmış ve çok gayretli bir çalışkanlık gibiyim.. Gür bir nara yetişsin şimdi beni örtemeye...Üzüldüğümü kimse fark etmesin, ne arkadaşlarım, ne ziyaretçiler, ne hemşireler..Bir nara..Yetişsin. Hatta biliçsizce. Hiç fark etmez. "

Sibel Eraslan
(balık ve tango)


Bende bir muhacir kızıyım..göçmenlikten kalan bir yurtsuzluktur asılı üzerime..
hep uzaktayım hep uzaktalar..

Eraslan'ın hikayeleri,muhacirlik ve hicret kokusuna bulanmış gibi..Biliyorum Sibel abla sıkı bir muhacir.. Hacer gibi hicret kokuyor sözleri...muhaciriz işte besbelli,ellerimizden belli kalemimizin kırıklığından, eteğimizin yıpranmışlığından..

Öyle uzak oluyorum okudukça öyle vatansız..

Biraz Yasemin Levy dinliyorum biraz Safet İsoviç
Biraz Bosna'dayım biraz Arnavutluk'ta biraz Mekke'deyim biraz Medine'de

ama göçmenliğin kaderindendir"yitirdiğimiz şehirler ve aşklardan her söz açıldığında hiç kaybetmemiş gibi davranmayı öğütler bize" *...

NüHa


*Balık ve Tango'dan

19 Aralık 2010 Pazar

:D


Gece gece bloguma ve Nisam'ın namı diğer Yeritimlikaranfil'in bloguna

" http://yeritimlikaranfil.blogspot.com/ "

göz atıp çıkmaktı niyetim.
Asayiş berkemal deyip ekranın sağ üstüne tıklamaya saniye kala
"Büş'ler sokağı" başlığı altında bu iki deliliği görünce gülmeye tutuldum
(((((((:

Dostumla en son kavuşma mitingi düzenlemiş zafer işaretleriylen flaşlara poz veriyorduk.. :D
Şu mavili olan "ray-ban" marka gözlükleri ilen aşırı cool çıkan benim..
Nisam da şu kameralara alışık olmadığından yanakları al al olmuş köylü kızımsı olan..

Bunu çerçevelettirip bloguna astığın için sana minnettarım Kuzum :D
aynından bir tanede ben istiyorum..


Neyse pek sevgili olan blog gecenin bir vakti aşırı sırıtmış bir selam veriyorum sana (:

Ve Nisam;
Şüphesiz Zafer İnananlarındır
(:

14 Aralık 2010 Salı

Ber'taraf!

Üzgünüm sevgili blog üzgünüm çok...
Yo yo hala üniversitede "selamun aleykum" demekten çekinmeyen gençler var
başka birşeye üzgünüm...

Yarından itibaren gazete Taraf ücretli olacakmış internetten... :(

Bu yapılır mı şimdi bize
sende mi brütüs...

11 Aralık 2010 Cumartesi

Üç Nokta'(IS)sız


yağmurun arabadan bir toplum yarattığı caddede
şemsiyenin sapına başını yaslamaktır

yalnızlık
NüHa

6 Aralık 2010 Pazartesi

MiM bir ki..




"Garip" kelimesiyle tanışalı hayli oluyor.. İan Dallas'ın İsmet Özel çevirisiyle yıllar önce elime geçen "Gariplerin Kitabı" adlı eserinin en arka sayfasındaki Hadis-i Şerif* 'gariplik' üzerine düşünmeye doğru giden uzun bir yol açmıştı..
Gariplik ne idi..gariplik ne zaman ve nerede garip olmayı gerektiriyordu?
Zihnimde denge noktalarını epeyce zorlayan bir metafora yakalanmıştım; hala da kurtulduğumu söyleyemiyorum...

:) Nisa'm MiM'lemiş bu konuda beni "anlat" garipliklerini demiş..Zor değil aslında, birçırpıda çok büyük bir gariplik iddiasında bulunabilirim..Çünkü "müslümanım" gibi bir iddianın arkasında durmaya çalışan herkes "Çok" Gariptir..Öyle Az Buz değil..
Neyse buraya kadar ki kısım bir mim için yeterince garip oldu,deyip biraz istenilen özel garipliklerden bahsedeyim**.. (:

OoOoO..
En bilindik garipliğim.Beni şok edebilecek canımı yakabilecek olaylar karşısında olağanüstü sakinliğimdir .Bunun beni güçlü kıldığına ve sabrımı artırdığına inanıyorum galiba..
Mesela;Küçüktüm, henüz ilkokul yaşlarımda..annem ve halamlarla bir cadde de yürürken ayağım takılıp düşmüştüm,düştüğüm yerde daha önce bir cam şişe kırılmış..tam avucumun içine kocaman bir cam parçası girmişti.. ben tabiki ağlamadım...:) Annem telaşla elimdeki parçayı çıkarmaya uğraşırken yine sakindim.. :) Elime bir mendil kapadılar yarık derindi, belkide içinin daha ciddi temizlenmesi gerekiyordu ama o halde bir damla gözyaşı dahi akıtmayarak müthiş güçlü bir çocuk olduğumu ispatlamıştım :))..bugün hala avucumun içinde o iz vardır.Her baktığımda o günki çocuk sabrıma hayret ederim.. :))


OoOoO...
Metroda hep en son vagona binmeyi isterim ve hiç oturmak istemem. Çok saçma gibi gözüküyor ama öyle.. ömrüm metroda geçtiği halde oturduğum zamanların sayısı bir elin parmağını geçmez..

OoOoO...
Dışarı çıktığımda insanları çok gözlemlerim ve onlara dair hikayeler üretirim..Mesela ;giyim tarzından ve yüz ifadesinden bir insanın karakterini ve yaşamını hayal ederim.. siyah eteğinin üstüne pembe uzun hırka giymiş ve küçük çanta takmış bir kızın ailesi tarafından sevildiğini ve hanımhanımcık bir kızcağız olduğunu şu an da muhtemelen teyzesine veya en yakın arkadışına gidiyor olduğunu düşünmek gibi :)))

OoOoO...
Hayatın merkezinde olmak gibi bir kaygım yada takıntım vardır.Mesela Türkiye'de yaşıyorsam bu İstanbul olmalı,İstanbul da yetmez merkezi yerlere uzak olmamalı.Fatih'e gitmek istediğim zaman kalkıp gidebilmeliyim yada eminönüne..Hayat nerede akıyorsa orada ya olmalıyım ya da oraya yakın..Herhalde Efendimiz (s.a.v) yaşasaydı bugün Arabistan'a çoktan göç etmiştim..

OoOoO..
Değişik kelimeler ve kavramlara hayranlık duyarım.Anlamlarını araştırmak beni tuhaf bir biçimde mutlu eder.
Ortaokulda yeni öğrendiğim "kısasa kısas" kavramını sürekli kullanırdım :D Tahtaya sırf bu kelimeyi öğrendiğim için kalkıp konuyu anlatmış ve içinde kısasa kısas olan bir cümle kurmuştum.


OoOoOo...
Birşeyden vazgeçmem gerekiyorsa ve buna inanmışsam gözüm karadır geçerim..Bir gecede tabir-i caizse fanatiği olduğum takımı bırakıp birdaha hiç ilgilenmemek gibi..

OoOoO...
Kendi kendimi motive edebilmeyi iyi beceririm..belkide bu kendi kendini kandırmaktır.
Yoksa hiç sevmediğim bir bölümü bu zamana kadar nasıl okuduğumu başka türlü açıklayamam..

OoOoO...
Ortam dağınıksa kimse bana ders çalıştıramaz :) Düzensizlik kendimi çok kötü hissettirir ve dikkatimi dağıtır.

OoOoO..Not defterleri ve ajandalarla başım beladadır :) Not tumayı çok severim ama her notu her deftere tutmam..Kategorize ettiğimden hepsine alınacak notlar ayrıdır..Her duyduğum ilgimi cezbeden şeyleri yazmak için bir not defterim vardır..Genelde ortalık yerde durur, içini karıştırsa kimse bişey anlamaz çünkü; birbirinden çok alakasız şeyler vardır.. Mesela Çeçen bir şehidin adının hemen altında yeni duyduğum bir müzik ismi gibi..Diğerleri ise daha özeldir.Seminerlere bile gittiğim isme göre not defteri alırım :S

OoOoO...Yalnız kahveyi değil kahveyi seveni de severim :)) o derece...

OoOoO..
Yemek..annem bu konuda iyi bir eğitmendir bu yüzden yemek seçmeyiz ama yağlı ve çok baharatlı olanlarını yiyemem içim almaz.Eğer bir yemekte hafif bir koku duydumsa bitmişimdir.. aç kalırım :(

OoOoO...
İnsan ilişkilerimi yazmaya lüzum bile yok.. ufacık bir tecrübeme dayanarak şunu öğrendim ki "İnsanlar gariptir" Benim sadece kendi içinde değişebilen kriterlerim vardır.Bunlara kendim sadık kaldığım ölçüde karşı taraftanda beklerim eğer bulamazsam mesafeyi ayarlamaya çalışırım..Samimiyet,güven,denge...

OoOoO..Hiç tamamlanmıyacağıma olan inancım tamdır.Bugün yarım olduğunu hissettiğim herşey yarın tamamlansa bile yarımlığım artacaktır.."Ölünce kurtulacağım" sözünden daha çok ölünce tamamlanacağım diyorum..

....NüHa

*“İslam, şüphesiz garip olarak başladı ve günün birinde garip hale dönecektir. Ne mutlu o garip mü'minlere!”

**bahs:kazmak,eşelemek,toprak manasında imiş..

Benim izleyicilerim yok bu yüzden kimseyi mimleyemiyorum ..
ama isteyen mimi yazıp altınada nüha mimledi diyebilir :)

1 Aralık 2010 Çarşamba

Bir Yoktuk... Artık Varolduk.. (:



Çok imkansız bir yokuşta mümkün kılmak ve bir düzlüğe erdirmek ne güzeldi kardeşliği..
Biz istedik O(c.c.) inşa etti..
Biliyormusun dostum; şimdi rahmet nazarıyla bakıyordur bize Rahman..
Çünkü bizi bir arada tutan ne şiirlerdir ne şarkılar ve nede hayran olduğumuz kitaplar
yalnızca ona olan rağbetimizdendir içtenlikle 'isimlerimizi' anışlarımız..


Bir çayın tatlılığı değilmiş içindeki yaprağı ben bunu en çok o çayı yudumlarken duyduğum sükunette anladım..Belkide o yola çıkarken içimde biriktirdiğim heyecan ve gözlerine bakarak dilediğim sabrı tatmasam..kardeşliğin birazda bu olduğunu asla bilemeyecektim..


Herşey el'an olmakta,kalbimiz ölüp ölüp dirilirken,fikrimiz bir körelip bir bilenmekte..Sonbaharda bitti, önümüz kış.. pazara kar yağacak diyorlar belki o güne kadar eldiven resmi çizeceğiz harflerimizle,birde kışın hayalini kurup üşüyeceğiz..Bilirsin bizdeki geç kalmışlık hissini, bu telaş ondandır miras gibi kaldı üzerimize... Tekrar tekrar buluşmak için sözleşeceğiz,demlemek için çayı haber bekleyeceğiz...yine koştururcasına konuşup sonra sözümüzü kesmemek için sımsıkı tutacağız elimizdeki kırıntıları :))(..)

Ve yıllar sonra benim kardeşlik neye benzer sorusuna verecek cevabım hala olacak.. Geldiğim uzun yolu ,o güzel sabahı, çayını, kahveni önce çocuklarıma ve sonra torunlarıma anlatırken bir kez daha tatmış olacağım...Ve tabiki elimde bir poşet terlik ve Murat Menteş'le döndüğümü söylerken yine mahcubiyetle güleceğim :))..


..Bilyormusun Felsefecilerden bazıları sayıların ilkinin "üç" olduğunu iddia etmiş Nisa'm.

Sencede tüm bunlar tesadüf olamazdı değilmi...


NüHa
masalın sonunu yazan yine O' olacaktır dedi..

24 Kasım 2010 Çarşamba

Vurgun.

Elimin üzerine doğru süzdü havada konuşan ellerini.. incecik parmaklarıyla hafifçe bir dokunuş bırakmıştı kelimelerini yollacağı adrese..İstiyordu ki o anda içinden kopardığı kelimecikleri doğru adrese yol alsın..


Konuşmasının tam ortasında aklının imbiğinden düşürdüğü cümlesini gözlerimin içine bakarak söylemek istemişti belli ki...Ne zaman bir söze vurulsa kalbi sesi erirdi tevazudan.. işte yine öyle olmuştu...

gözlerinin içiyle bakıyordu.
Söyletene şükran borcu vardı ;

-"Özgürlük nedir biliyormusun?"

- .......

-"Özgürlük..Ne istediğini bilmektir!!"


söyledi..


NüHa
Uçarken vuruldu..

22 Kasım 2010 Pazartesi

Orda Bir Karavan Var Uzakta...

O teyzelere gitmeyelim, yemek yedirmeden bırakmazlar..

......'dan adam çıkmaz (beyaz türk olan dayım!)

..halamın böğreği

..anneannemin tatlısı

..kolonya almıyım

..aa sen kilo mu aldın

derken bitti tatil..

:)

Tadı damağımızda değil işte bu karavanın içinde kaldı :)


Amcam sağolsun..kendisi Ayhan Sicimoğlu gibi leyleği havada görmüş bir insandır :) Bu bayram da yeni gözdesi karavanıydı ,ıslatmak babında doğdukları köye gittik ama ne gidişi..Tüm o köylünün "Alman bunlar " önyargısını yıka yıka.. :)) Yıllar sonra dönüşümüz muhteşemdi,klasik türk filmi senaryoları nasıl çekiliyor sanıyorsunuz... :D (amcam gibiler olmasa.. )


Normal karşılıyor köylüler bu soyadı taşıyanlardaki anormalliği aslında dedemde(rahmetli) şezlong ile tarlaya giden egzantrik bir insandı :) dahasını yazmıyayım..


velhasılı kelam


Tatilini bu karavanda geçirmek isteyen 1.ooo.ooo kişi bulabilirim!!


feysbuktan da değil hemde ! (:


NüHa

Dedi ki; yalan dünya..

16 Kasım 2010 Salı

Bayramlar Zaten Mübarektir..

Cuma Hutbesinde bir söz bırakmışta heybeme ;
"Bayram, sevindiğiniz kadar değil sevindirdiğiniz kadar bayramdır!"

diye..


Sevindirdiğiniz kadar
bayram yapmanız duası ile..


NüHa
İsmaili duruşla adanmak
İbrahimi şuurla adamak
isterken...

13 Kasım 2010 Cumartesi

Bende Gördüm Hüznün gözlerini..Rengi Bahtımcaydı..



Yeniğim güne bugün.Ben pusatlanmadan doğdu güneş.Korktuğumdur zamanın beni yönlendirmesi.Dökülen yıldızları ben topların.Yaralarını sarar,onarır,yerine geri döndürürüm.Bunun en güzel vakti de,seher değilmidir?Göğün duvağını kaldırdığı biricik zaman.İnanan,güne hakim olandır.Günü,beş kez en hassas yerinden tutup,yüreğinin sarnıcında damıtandır.Kara çalanlar,onu bahtıma çevirenler var.İzin vermemeli buna.Sürekli ak olmalı alnı vaktin ki Yaradan'ın üzerine andiçtiği "asr"ın bir kesitidir o.Şarttır bu,müminin aklanacağı kaçınılamaz güne ak bir zamanı şahit kılmak için.


....



Ey dünya



Başın dönmedi mi hala?



Mustafa İslamoğlu/Bahtımca(üçyüz altmış beşte bir)



Fotoğraf:Molla Aşkı Terası(Eyşan ve Ezel'in mekanı diye ünlensede :),balata düşerse yolunuz..sora sora bulunuz...)



Bir adamı herkes sevmiyorsa sorun yoktur..
NüHa


10 Kasım 2010 Çarşamba

Ne Güzeldi Senin Çılgınlığın..

....
Bir halkın gösterişsiz,sessiz cömertliğinde
ölüm nasıl söylenirse öyle
İspanyol dilinde
ve her dilde..


Artık kat'iyen biliyoruz;
Halk adına dökülen kan
sapı güldalı güzelliğinde bir bıçaktır.
Dişlerin arasında...
İspanya'da ve her yerde..(federico Garcia Lorca için Üç Şiir'den)



Düşlerim ve insanların yanıbaşında
sabahlara kadar uyudum....
(O köy yine kendi rüyasında'dan)

Kalbimiz
yenileyecek sonsuzluğunu
ve hızla gelişecek
(Hızla Gelişecek Kalbimiz'den)
söylenir ve yarım kalır
bütün aşklar yeryüzünde
bir kaktüs bol sudan
nasıl çürürse öyle..
(Söylenir'den)
Mavi bir ölümüde taşır
yaz gökleri
güneyde daha çok mavi
aslı daha da çok mavi
ne kadar uzun ve görkemli
ne kadar dişi...
(Kan Yazmak'tan)
Çılgın hüzünlü..
Açlık çoğunluktadır..
Kıştan kalan soğukluk..
Acının Coğrafyası..

Turgut Uyar'dan

ve daha nicesi...
Okurken yazarım çoğunu
bu biraz deli okumasıdır
ama her zaman yazı kalbe iz bırakmayı hep daha fazla becerir okumaktan.
Kitapta Uyar'dan seçme şiirler bulunuyor.Tugay Fişekçi seçmiş.
birçoğu kıyıda köşede kalmış şiirleri günyüzüne çıkarmış.

Buraya kısıtlı bir kısmını yazabildim
itiraf edeyim en güzellerini kendime sakladım :)
Dipnot:
Turgut Beyde mavisever'miş (:

NüHa



1 Kasım 2010 Pazartesi

Demli Şiir..


benim sevgilim vagonları deviren bir şimendiferdir
her devrilen vagon için bir öküz infilak eder böylece
böylece seni sayıklamış olur Müslüman bir gece
çünkü bir Müslüman kelime-i şehadet ile
iç içe bir lisandır.


benim sevgilim tambur sağan bir Cemil..
ben onun uzanır ceketini asarım o beni uzanır öper
biz en büyük iradeye iman etmişiz
kolpa tezgah kırılır,ben durmadan onun
o habire benim..kaderlerimizi çekiştirirmişiz


benim sevgilim uzak diyarlarda bir dutluktur
bu daracık dünya ikimiz için aleni bir tutukluluktur.

Alper GencerMetin Rengi
Şiirde demlenir..

26 Ekim 2010 Salı

"Kara Yazılar"



Teşekkürler Yolcu dergisi..
'Kara Yazıları' bize hediye ettiğin için..


Mütevazi olup "kitapçık" dedinizsede bu piyasada kitap niyetine dolaşanlardan daha fazla kitap olmuş.
Yazılar çok bizden ve çok koyu puntolu sesleniyor akleden kalbe.

Bir teşekkürde Hümeyra'ma olsun oda bu kitabı kıt imkanlarla bana hediye eden ikinci kişi :)
Kısaca Atilla İlhan'dan mülhem "Üçüncü şahsın kitabı" m hayırlı olsun :)

Yazarlar Ferhat Kalender ve Nevzat Onmuş'a dua ile..




NüHa'dan dinlediniz..
(:

"Mücadele benim hayatımdır.."*




Balkan savaşları sonucu yenilerek çekilen neferimizin geçtiği yerler belliymiş.Öyle diyor olayı izleyen ingiliz gazeteci."Çünkü" diye ekliyor"geri çekilirken yolda ot namına ne varsa yemişlerdi açlıktan..."

Bu ülkeyi yurt bilip adalet üzere seyr-ü sefer eyleyen nice yiğitler aşkına;sonra yedi diyarda kendinden yedi misli kalabalık mütecavizlere karşı omuz omuza dik duranlar aşkına;kadim bir coğrafyanın onurunu şeref madalyası gibi taşıyan,kalbi Kabe,aklı tevhid,bilincinde Allah ile yaptığı ahid,fevc fevc zalime haddini bildirenler aşkına;var ise ayrılık elbette bir hayr içindir,gayrısı şeytan iğvasıdır diyerek yaratılmışa yaratılandan ötürü kadir kıymet bilenler aşkına;vallahi bir yetim,bir garip,yolda kalmış yahut ezilen var ise dünyanın bir köşeciğinde,rahat uyumak neyimize diyerek bu halini halvet görenler aşkına;kendilerine emanet bildikleri bir ülkenin,bu ülkenin kendilerine ne tür bir sorumluluk ve kimlik yüklediği bilinci ve kararlığı ile yürüyenler aşkına

ÖZGÜRLÜK GÜZELDİR!

Ferhat Kalender(alıntıdır
"Kara yazılar")
*Nelson Mandela

22 Ekim 2010 Cuma

Ölünce Ne olmayı Düşünüyorsun..?


...Yeryüzünün son masumlarına ithafen..

Geçen gün katıldığım bir toplantıda bir yazar abimiz yaşımın küçüklüğüne atıf yaparak "sen bilmezsin Basra körfezindeki karabatakların bize Körfez savaşında nasıl saatlerce izletildiğini" diye insanın medya elinde nasıl kukla gibi oynatılabileceğinden dem vurdu..


"İşin komik tarafı zaten karabataklar Basra körfezi gibi tuzlu sularda yaşayamazmış bunu sonra öğrendik biz salaklar güruhu" deyince epey güldük ..

Ve ekledi;

"bundan belkide 10 sene sonra hiç bu kadar temiz olmayacaksınız.."
kirleneceksiniz,kirletecekler..
Bu günleri yad ederken hayıflanacaksınız..

.....
..Yoo kötümser değil gerçekseldi sözleri..

Masumiyetin sayılı nefeslerinin kaldığına inandığım şu dünyada bu sözleri duymak

teyit ettirmekten başka birşey değil


Aklıma dünyanın tüm o masumiyetten mülhem varlıkları geliyor şimdi


hiçbirinin gönlüne kıramp sokmadı henüz dünya yalnızca elleri kirlenen mucizeler onlar...


Adem'in hikayesinde rol almaya başlamadılar henüz


yasak elmayı hiç tatmadılar

bu ilahi senaryo da başrol oynamadan adamlığa geçemeyecekler

Gün gelecek yasak elmaya uzanacak elleri

ve sürgün edilecekler masumiyetler ülkesinden

Felek çemberi elinde karşılayacak onlarıda

sonra iki yol çıkacak karşılarına

"İleride ne olacaksın" sorusuyla ilk o vakit karşılacaklar..

İleride Ne olacaksın Ey insan??


"Allah'ın adamı?


Şeytanın adamı?"
....

İnsan Allah'ın umududur..Umudunun umudunu kırma Çocuk..

Ölünce ne olmayı düşünüyorsan o yoldan yürü..

arkandakilerin azlığı seni yanıltmasın,caydırmasın..

Muhtaç olduğun kudretin damarlarındaki asil kanda bulunduğu hikayelerine aldanma

unutma! Ebu Leheb ve Rasulullah'ın aynı kanı taşıdığını..

Bil ki;

Muhtaç olduğun kudret yalnızca yüreğindeki imanda mevcuttur..



...NüHa

18 Ekim 2010 Pazartesi

Selam Sana Ey Aliya !..

Yarın Günlerden Aliya olsun
Davasını imaj değil dert edinenler ayırd olsun..
Bilge Kral ve dava arkadaşlarının doğduğu, öldüğü ve yeniden dirileceği güne Selam olsun..


"Biz o zamanki şanlı mücadelemizin bugünlere gelişimizde büyük rolü olduğu inancındayım.Biz mensubu olduğumuz mukaddes dinimiz İslamla varlığımızı sürdürebileceğimize inanmıştık ve öyle de oldu."(mladi müslümanı teşkilatından bahsederken)



"Bazıları tekrar hapse atacaklar seni,gel bu işlere girme dedi.Bazıları ise benim gibi düşünüyorlardı.Ben ve arkadaşlarım korkmuyorduk.Zira hiçbir zaman korkuyla arkadaş olmamıştık.."




"İslam ve müslümanlar için çalışacağımız hususunda Allah'a söz verdik.Bunca cefaya rağmen yolumuzdan ayrılmadık.Komünistler battıkça partimiz Bosna semalarında yükseldi ve beklenen güneş doğdu."




"Ben,islamı ve mücadele şuurunu Mevdudi,Seyyid Kutup,Hasan El Benna ve Fazlurrahman gibi alimlerin kitaplarından öğrendim..."




"Bu günleri gösteren yüce Allah'a hamd ediyorum Tarihimizi kanımızla yazdık!...Gelinen noktada herşey bitmiş değil yeni başlıyoruz.Başlattığımız mücadelede eksikler olmasına rağmen bir yerlere geldik Bundan sonra görev sizlerindir!..."




"Selam sana Ey Halkım..İmanınıza,bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın."




Aliya İzzet Begoviç

/R.İ.Eliaçık Kitabından alıntıdır/

8 Ekim 2010 Cuma

Yağmur....

" Yağmur.. Yağmur.. Yağmur..
Geri verecek buharlaşan sevgimizi
.......
Sessizce silecek kibirimizi"*
.....

İstanbul bugün yine
her damla da dirilesi
her damlada üşünesi
her damlada yazası
her damlada konuşası
bir yağmurla ıslandı

/Cuma'sı mübarek bugün İstanbul/

NüHa





*Bertuğ cemil /"Yağmur"

5 Ekim 2010 Salı

"Bir Nev-i Alaturka"

Bazı sanatçıların içime üfleyen ve ondan nüfuz eden bir sesi var olduğunu düşünürüm.
Nev de o isimlerdendir,kendine hastır, (bende yapıyım o espriyi)
Nev-i şahsına münhasır bir sanatçıdır :)


"Sen gibi" albümündeki 'mühürlü kaderim' le hayatıma girdiğinden beridir yakınlarımdan "seninki" diye tepkiler aldığım tek sanatçı olduğunu itiraf etmeliyim :) :(

Bu albümünü öyle beğendim ki..
Tarzının dışına çıkarak yorumladığı Türk sanat müziği eserlerini onun o ayırdeden sesinden bir kez daha sevdim
Yaz boyu mırıl mırıl susmadım.. (ses konusunda eleştirilere kapalıyım) :)

Tavsiye makamında;
"Kapıldım gidiyorum" "kimseye etmem şikayet" "Ey Büt-i Nev Eda" en beğendim parçalar olmakla birlikte hepsini ayrı ayrı tekrar kere dinledim..dinliyorum


NüHa
Bir Nev-i alaturka dinledinizse mırıldanın..

1 Ekim 2010 Cuma

Zaman Akar..Ya İnsan..?




"Toplumumuz insanların kendileriyle mutlu ve barışık yaşamalarına zemin hazırlayan,bu şekilde yaşamalarını öğütleyen bir kültüre sahip değil.Bireyin,'bu kültür bana uymuyorsa,bende ona uymam' diyebilecek kadar güçlü olması gerekiyor".


"Bu sadece yalnızlık.Yalnızlık hissinden korkmuyorum ve o duyguyu bir kenara bırakacağım,çünkü tecrübe edilebilecek daha bir çok duygu var"


"Birbirinizi sevmezseniz yok olursunuz..."

(Prof. Mori)



Tavsiyeleri ciddiye alırmısınız kitap seçimlerinizde bilmiyorum ama ben fazlaca ciddiye alıyorum sanırım..Zaman kaybı kitapların yazıldığına olan inancımdan belkide..


Ve tavsiye üzerine okuduklarım çoğu zaman pişman etmedi tıpkı " Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları"nda olduğu gibi.


Kitap tavsiyesi için Teşekkürler Selahattin Yusuf

:)

Ve ikinci fonumuz Dergah.. gönlümü bir kez daha fethettiği için bir teşekkürde ona..


Cemil Meriç okumaları üzerine yazısıyla "Nihat Dağlı" ve şiirler ile çok güzel bir meşguliyetti..Okumalarımız emeklerine dua niteliği taşısın inşallah..


NüHa

26 Eylül 2010 Pazar

Sert Zeminler..


Ayakları yere sağlam basan adamların(adam burada insan yerine kullanılıyor) gözüne değsin istemişimdir hep yüzüm..Çoğu zaman hüsranla sonuçlanan girişimler üzsede ancak acı tecrübelerle olgunlaşılabildiğini öğrenmişliğim çoktur..


Dahasını 'istememeye' yüzünüz yoktur faydalı olanı bu ise..

Arkadaş ve dostluk çetrefilli konu.Tahrip gören kavramlar listesinde üst sıralardadır şüphesiz.Bugün varolan dostlukların bir kısmını sorguladığımızda karşılıklı çıkar, bi nevi ticari bir ilişki güttüğünü görmek ne acıdır.Ama bunun yanında rijit dostlukların varlığını anımsamak bir duadır onlara..Sizde anınız..

Şunu da kabul etmiyor değilim "her insanın yaptığı işten mutlaka bir çıkarı vardır" ancak Allah'tır karşılıksız veren..Amenna

Burada bir kafa karışıklığına mahal vermekten imtina etsemde bunun bir denge noktası olduğunun farkında olmamız gerekir fakat önce dengesizlik noktalarını iyi tayin etmek şartıyla. "arkadaşız çünkü..." ve ".....çünkü arkadaşız" ayrımını sorgulamak erdemiyle.

Yoksa diğeri bir bilinçlilikten çok cahil duyarlılığıdır..Öyle olmuştur öyle gelmiştir..

Arkadaş ve dost kelimelerinin etimolojik kökenine inerek konuyu dallı budaklı bir dostluk bildirisine dönüştürmek derdinde değilim :) yapanı edeni çoktur..


Teorik anlatımların reel hayatta ne hale geldiğini gördükçe çekingen kalemler tutar oldum..

En iyi teorik yazıyı bir gün dostum dediğiniz insanların kollarına arkanızı dönüp yavaşca kendinizi bırakıp bırakmamak arasında karar verirken yazacaksınız, hele ki zemin sertse.. :)Gerisi teferruattır..


Sonra Üstad Necip Fazıl gibi söylenip duracaksınız;


Son günüm olmasın çelengim top arabam
Beni alıp götürsün tam dört inanmış adam





NüHa..anlatırken-kendine..

21 Eylül 2010 Salı

Lebbeyk..


ALLAH’ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum!

Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!..
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!..
Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim!..
Tek isteğim benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!..

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!..

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında?..
Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok,ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak?..
Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!..
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? ..

.................

Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!..
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!..
Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!..
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin!..
Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!..
Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!..
Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! ..
Şehid Şeyh Ahmet Yasin
Sizinde içinizden her hitap nidasının ardından Şehide "Lebbeyk(buyur) diyesiniz gelmiyormu..Gelmiyorsa Ne mutlu "Suskun aciz ve helak olmuş" müminlerden değilsiniz çünkü elinizden geleni yapıyorsunuz!
ya da ...
Nüha(bi'düşünmek)

19 Eylül 2010 Pazar

Bana Yalan Söylediler..Bana Yalan Söylediler..*





Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor


.........
Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
.......
Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
Kış geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar

Turgut Uyar(acıyor)


*Semiramis Pekkan

16 Eylül 2010 Perşembe

Kalemle doğrul(t)mak..

Teşekkürler senai demirci...


http://www.haber7.com/haber/20100916/Hatipoglu-ve-Dongeloglu8217nun-uslubunu-elestirme-uslubum-hakkinda8230.php

Çok zamandır söylemek isteyipte toparlayamadığım sözleri okumak su serpti yüreğime..
Kalemle yazmayı öğretene şükrolsun..



13 Eylül 2010 Pazartesi

"Bugün Günlerden EVET.."




Sabah aldığım bir mesajda böyle diyordu arkadaşım..
Bugünü bayram ilan ediyordu..

Çokmuydu ki bugünün bayram olması..

30 yıl önce bugün ağzını açıp fikrini söyleyenin akla gelmez işkencelere maruz kaldığı en aşağılık muameleyi gördüğü bir gün iken 30 yıl sonra aynı gün İlahi adaletin tecellisi bu muameleleri halka reva görenlerin yargılanabileceği kararın artık"sözün gücüne" inananların olduğu birgün oluververmişti ..Ve darbeler ile halkın aklına peşkeş çeken vesayetçi zihniyete en büyük mesaj verildi..


Mübarek olsun..
Gün bugündür..artık gerçek ak ile gerçek karanın belirleneceği günler bizi bekliyor..
Engelleri kaldırdık sıra yeniliklerde...

Bugün 13 eylük 2010 günlerden "Evet.."
NüHa


Resim:van Gogh

12 Eylül 2010 Pazar

Mericin Azgın Suyu Aramıza Girdi de..

Yan Tiersan eşliğinde yeni sağılmış bol inek sütlü kahvemi yudum yudum hüpletiyorken :)))Günlerin hızına şaşkınlıkla yazıyorum..


Bayram vesilesi ile kaçtığımız iki üç günde fırsat bulursak köyde yaşayan eşi dostu ziyaret ediyoruz...Birçok şeyin(herşeyin diyemiyorum) doğal kaldığı yolların hala patika halinde olduğu, en yüksek sesi ağırdaki ineğin çıkardığı, şiveleri bozulmamış pembe yanaklı çocukları görmek lütfuna erişmemize şükrediyorum..

Şehrin yoğun ve gürültülü havasından bir nebze de olsa sıyrılmak bile ruhumuzu uçtu uçacak kadar hafifletmeye yetiyor.


Ucu bucağı olmayan ovalarda ufka bakmak kadar duru bir içhuzuru kaç yerde bulabiliyoruz ki şehirde..

Doğa müthiş bir aheng ile ilerliyor ve her varlık görevini eksiksiz bir düzende sürdürüyor...Köpekler sürüyü bekliyor,inekler süt vermekten hiç imtina etmiyor :) tarlaya ekilen çeltik yine ürün vermiş hasat zamanını bekliyor, güneş yine herbirini sarartmış,sular akmaktan hiç usanmıyor....


Bu müthiş fabrika nasıl işliyor...


Köyün bu insanı da kendi gibi katıksızlaştıran ve tazeleyen yanını öyle seviyorum ki.Hayallere dalıyorum birbiri ardında dizili köylerden geçerken

Şu odun kıran teyze diyorum bir gününü nasıl geçiriyordur..

Şu çamaşır toplayan genç kadın aceba hangi hayaller ile gelin gelmiştir bu köye..

Bu çocuklar 'büyüyünce' ne olmak istiyor..

Herbirinin hikayesini dinler gibi izliyorum onları..Ama en büyük hayali yine kendi üzerimden kuruyorum.. Ya ben burada yaşasaydım ne yapardım?

hangi evde oturur hangi hayali kurar hangi yemeği sever hangi okula gider ne ile uğraşırdım..?

Şehir hayatına alışmış biri için imkanlar çok kısıtlı buralarda en büyük eksisi ve en mühim olanı bu sanırım.Bu yüzden yılda binlerce insan göçediyor büyük şehirlere,şehirler artık balık istifi yolcu otobüslerinden vahim..İnşallah imkanları en az büyük şehirler kadar geniş kasabalarımız olsun,olsun ki oradaki çocukların hayalleri de büyütülsün..



Hayalende olsa yapamazdım galiba deyip geçsemde,biliyorum ki Rabbimin dengesi nasıl tecelli edecekse o doğrultuda yaşayacaktım..Mühim olan işin serencamı ise; su bile olsa insan zemzem olmaya aday olmalı değilmiydi...

....


Notum ( : Bugün bu kadar sakin bir yazı nasıl yazabildim ben bile hayretler içerisindeyim :)Bugün malumumuz büyük gün diye tabir edebileceğimiz gündemi yoğun bir gün ama nede olsa herkes birşeyler yazacak biraz sükut edelim.

Bugünü de hayra bırakalım :)

Basket takımımıza muvaffak olacağı bir maç dileyelim ki evlatlar kazansın..

Referandumunda oturup nihayetini bekleyelim sonu hayrolsun..


NüHa

(kahve buz gibi olmuş yine.. (: )


Fotoğraflar:Karpuzlu köyü (Yunanistan Hududu,Meriç nehri civarı)/ipsala-Edirne

10 Eylül 2010 Cuma

Bayram Provası...



Bir aylık Ramazan mesaisinin ödülü bayram ise, bir ömürlük iman mesaisinin ödülü de cennettir..




Ahiret bayramında buluşmak üzere
Allaha ısmarladık ramazanımızı..


4 Eylül 2010 Cumartesi

Yağmur Yağsa Güneşin Yerine*

**



Gayret et güzelim..*


Mutlu bir güne uyanmamak üzere şartlanmış bir akşamın sabahında
uykudan şiş gözlerimi klimacı amcaların kapıya dayanmasıyla açmışken
ne kadar isabetli olduğumu geçiriyordum içimden..

Ta ki tramvay'ın içinde sıkışıklıktan zafiyet geçiren insan yığınlarını görene dek
hayır hayır bugün "mutsuz olmayacak" dememiştim bir ihtimal bırakmıştım güzelliğe "onu benden siz aldınız istanbul sokakları " :P




Yanlış Bir Öyküdeyim Beni Yeniden Yaz..*


İlginç bir alışamamışlığım vardır kalabalıklara ...
yakınlaştıkça uzaklaşan bir girdap..
Uzağa düştüğümü hissettiren bir uçsuzluk
Olmamam gereken bir yerde tanıdık bir simaya "burası değil" gözlerle bakacak bir hazırlık içinde attığım yüzlerce adım..bir ki üç dört...Allah..Subhan...Rahman...Rahim...


Hep Benle beraber unuttuklarım..*

Çıkarken çantama son anda Aliya'yı neden aldım bilmiyorum

güç..cesaret...bilgelik..

Hayır, sanırım bu duyguları hissetmek istemiyordum bugün,başa çıkamazdım da.. başka birşey.. şefkat belki.. 'buradayım.. hüzünlerini tutuyorum yüreğinin,kaybetmemen ve unutmaman gerekenleri, biz böyleyiz.. bekleme iyiliği reva görmelerini kendine ...' der gibi baksın.. için...


Bir kere daha yenilmemek için belkide..
Zafer çok iddialı durmuyor artık dilime..

O'nu haketmiyor yenilmeden kimse

NüHa


*D.S.S="Gayret et güzelim"
**Kitap=Recep İhsan Eliaçık

31 Ağustos 2010 Salı

İstanBul aĞrısı

.............



Ulan İstanbul sen misin
Senin ellerin mi bu eller
Ulan bu gemiler senin gemilerin mi
Minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
Liman liman götüren
Ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
Akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
Neden durmaksızın imdat kıvılcımlari fışkırıyor
Antenlerinden
Neden
Peki İstanbul ya ben
Ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
Gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
Ya benim kahrım
Ya senin ağrın

Ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
Çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
Burgu burgu içime boşalttığın
O senin ağrın
O senin
Eğer sen yine İstanbul'san
Yanılmıyorsam
Koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine
Satır satır okumak istediğim
Sen
Eğer yine İstanbul'san
Eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
Ulan yine sen kazandın İstanbul
Sen kazandın ben yenildim


........
Atilla İlhan(kırpılmıştır)




Bir gece vakti İstanbulluysan
Allah yardımcın olsun diyebilirim :)
İstanbul artık şiirlerde güzel diyecek kadar kötümser'im ..

El Sebep?
sormayın gitsin..

NüHa



Fotoğraf:Ortaköy camii arkası

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Pak-istan

Mefkur bedenimizin solgun parçası Pakistan
bugün kaç yetimin açlıktan baygın baktı göğüne

kaç anne yüreği kavruk içerinde

su-ya kırılma sakın
onun başı secdede

ve bize..

elimiz yetmesede..
dilimiz kurulu dua saatlerine

NüHa

Pakistan'a dua

26 Ağustos 2010 Perşembe

En Güzel Şiiri Bir "Adam" Söyler..



"Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
"


Bir 'adam' şiir söylediğinde de ayet okur gibi nasıl on ikiden alırmış hedef gördüm

bir adam nasıl aşıkmış ağladım

bir adam nasıl ağlarmış öğrendim

bir adam nasıl adanmış anladım

bir adam nasıl adammış bildim

Bir adam konuşurken denizler nasıl derinleşirmiş..

bittim
...
Allah övsün..


Ben hiç Roza'yı bir alimden dinlememiştim ki..NüHa

Fotoğraf:Nüha/İznik



11 Ağustos 2010 Çarşamba

Ramazan Hoş Gelir Ya Biz..?



Dün,annelere temizlik için bahane çok misali ramazan temizliğini bitirdik.
(aklım istemesede vicdanım elvermiyor, kızsal içgüdüler kaplamaya başladı mı ne :) )
Ramazan için gerekli olan maddi hazırlığı yaptık şükür herkes gibi,asıl mesele olan manen hazırlık için bilinçlerimizi yoklamak istedik..


Ramazan üzerine kritik yaparken ramazandan ne anlıyoruz sorusunu gündeme getirdik aile efradınca. "Ramazan" denince akla direkler arası oyun,eğlence,yeme-içme,türbe ziyareti (ne alakaysa)gelmemesi gerektiği ve "diş fırçalamak orucu bozarmııı hocaaaam" tarzı soruların fıkıh anlayışından yoksun olduğu konusunda mutabakat sağlamak istedik :)

Bu tür içi bilinçten yoksul programların halkı bir adım ileriye taşımadığı konusunda ne kadar hemfikir olsakta bu ramazanda da yine üstteki manzaraları izleyip aç kalmaktan sıkılmış"mübarek 11 ayları"(bunu ilk duyunca çok gülmüştüm çok :) ) iple çeken insanlar izleyeceğiz.Her gün mukabelelerde günde bilmem kaç cüz okuyan ablalarımız, abilerimiz bir ayeti dahi manasıyla kavrayamadan "ben şu kadar hatim bitirdim hocam duanda bağışla"(!) diye hocalarından istirham edecek...
Eş-dost toplanıp mükellef sofralarda dışardakilerden daha açmışçasına yemekler verilecek..

Ve Bayramı onu haketmişliğimizin(!) mesruru ile karşılayacağız...


.....


Tüm bunlar geçmişin zihnimde canlandırdıkları..
Şimdi başındayız Ramazanın, şimdi inzal olmaya başlamalı Kur'an herbirimize..
Geç değil İnşaallah yukarıdaki manzaralar yaşanmaz ben çok yanılıp çokça utanırım yazdığım ve düşündüklerimden.


İnşallah bu Ramazan bir yoksulu soframıza alıp,bir nafile ibadeti hayatımıza sokup,bir Ayeti daha tatbik ettiğimiz ve Kur'an ayını geçen tüm senelerden daha iyi ihya ettiğimiz bir Ramazan geçiririz..



"Siz Ey İman edenler!Oruç tıpkı sizden öncekilere olduğu gibi sizede yazıldı;belki bu sayede takvaya erersiniz"(bakara 183)



Takva orucun gerekçesi ise ..
Her iftarda sormaya ne dersiniz..
Takvam mı arttı?Açlığım mı?

NüHa(çok ileri gittim bugün ben )


7 Ağustos 2010 Cumartesi

Y a ş a m a k ...


Ne Çok Acı Var...


'la başlarsa

bu sayfanın içindekiler sizde kalsın.Çünkü bizler böyle değişik durur,geçmişin teriyle savaşırız.


Uzandığım yerde düşünüyorum.Dünya sevinçlerinin temelinde acı var.

şiir tarafından ihmal edildiğim zamanlarda,kendi halime,yalnızlığıma zalimce bir hayranlık duyuyorum.


O yaz otuz iki yaşında olmanın değil, daha erken bir yaşın,bir 'yaşamak' ın dengesindeyim.



İçinize dönün...


' le biter..


Cahit Zarifoğlu



Daha ne kadarını iktibas yaparım bilmiyorum,onda sığınılacak söz bitimine dek belkide

okuduğum kere seviyorum

okuduğum kere dönüyorum

NüHa