
bir kere olsun "ey iman edenler iman ediniz" ayetini düşünüp sınırı beklenecek bir imanın nasıl olduğuna dair bir soruyu soramamıştık..
"İman ettim mi ?ben müslümanmıyım ?ben iyimiyim?"deme gereği hissetmemiş, "iman aramaktır" diyenleri duymamıştık...Karşımıza geçenler "ey iyiler topluluğu" diye sesleniyordu, biz iyi.. "Ey müslümanlar" diyordu, biz müslüman olduğumuzu sanıyorduk...Ötekiler diye birileri vardı..İman etmeyen,kötü,ahlak yoksunu..bizse bildiklerimizden ve anladıklarımızdan hep emin, hep mutmain ve ötekilerin üzerinden huzuru yakalamış bir din algısı ile,hakikati aramaya dair işaret olucak tüm sorularımızı,buhranlarımızı, bunalımlarımızı kaybetmiş..susmuştuk..
En kötüsü de "emindik" artık şüphe etmeyi haddi aşmak olarak görüyorduk da hz. Ömer'in münafıklar listesini neden merak ettiğini sormuyorduk...
Eminlik zannımız olmuştu bizi içimizden çökerten,emin olmadığımız onca şey üzerine mış gibi yaparken,dışımıza yaptığımız yatırımda bir taşlık canımız kaldığını göremiyorduk...
Şeriati ;"bütün bildiklerimden şüphe edicek kadar imanımı artır" dediğinde biz çoktan iman etmeyi huzurla eşlemiş..Huzur islamdadır'ı hazla yer değiştirmiştik.. İslam diye öğrendiğimiz şeyin tüm argümanlarını başkalarına okumak için kullanıyorduk artık..Ötekiler duysun istiyorduk.. Ötekiler rahatsız olsun..Meydanlardan dönenlerimiz attığı sloganların sadra şifa olmadığını görüyordu da aynı argümanların bizde neden hayat bulmadığını soramıyordu.."Anladığımızı sandığımız gerçekte anladığımızmıydı?" bir kere olsun kibrin bu yapışkan örtüsünü aralayamıyorduk..Acabalarımızı cümlelerimizden atalı hayli olmuştu..
"Ben şahitlik ederim........." dememizi istesede Rabbimiz "ben" ile başlayan bu cümlenin öznesi olduğumuzu çoktan unutmuş..unutturulmuştuk...Öteki üzerinden kendimizi tanımlamayı istiyorduk böylesi daha kolaydı çünkü daha acısız ,daha zahmetsiz, daha mutlu...ötekinin varlığına hapsedilmiş bir benlikte " özgürlüğü" ağzımıza alacak kadar gafil üstelik..
Ötekine vuruyor..Öteki üzerine oynuyor..Ötekini suçluyorduk..
"Ben iyiyim çünkü kalbim iyiliği seviyor" yerine "ben iyiyim çünkü diğerleri kötü" diyecek kadar düşmüştük..
Artık ötekilerin kötülüğü kadar iyi...Ötekilerin isyanı kadar mümindik..
Uykumuzun derininden kırılan can kırıklarımızla irkildik.. dökülüyorduk bir bir..
Maskelerin ardına sakladığımız Ben'imiz işaret ediliyordu çünkü..Yüzleşmek istemiyorduk ama çıplak kalıyordu ruhumuz kırılırken vitrinlerimiz..Bu hikaye senin diyordu..Ötekilerin örtülerine bürüdüğümüz ben'imizin üzerine elini uzatıyordu..aynalarla dolu bir oda da yalnız kalıyorduk..Hakikat, söylediğin tüm o sloganlardan daha yalın ve acımasızdır derken yüzleştiğimiz hayatlarımız bizi ilk kez böylesine rahatsız ediyordu..
Şimdi unuttuğu soruları tekrar hatırlayan,yüreğinin altüstlüğünü ilk kez korkmadan itiraf edebilen..Ötekilerinin kelepçelerini çözmeyi isteyen,aynalarının acımasızlığıyla durmadan yüzleşmek isteyen...Yalnızlığı kalabalıkların arasında yüreğine erdem bilen.. bir avuç yolcu..başımızı ellerimizin arasına alıp dönüyorduk evlerimize..
Giderken yolun çoğunu yürüdüğünü sanan biz..yürüdüğümüzü sandığımız yolun başına dönmeyi istiyorduk ilk kez;
Ve bizim hakikatimiz buradan başlıyordu..İlk kez aynaya doğru dönüp "Ben" kimim..? diyorduk..
NüHa










