Yıldızlara Tutunda Gel.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yıldızlara Tutunda Gel.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2012 Pazar

Acz





"yine hicran ile çılgınlığım üstümde bugün...
bana vahdet gibi bir yar-i müsaid lazım!
Artık ey yolcu bırak...ben,yalnız ağlayayım..."

22 safer 1331
M.Akif Ersoy


Masamın üzerinde günlerdir duran Safahat..
Bazen uzun geçen kitapsızlık günlerinde, ismini okumaktan bile haya edeceğim, beni "ben" de soluklandıracak isimleri ve eserleri, her an görebileceğim dokunabileceğim yerlerde bulundurmak adetimdir..

Acziyetimin ve sorumsuzluğumun kim tarafından hatırlatıldığı da önemlidir çünkü..
Vicdanıma bir yük gibi binen o anların sonrasında açılan yolların bereketi ne güzeldir..
Bir Şairin diliyle uyarılmak ne güzeldir...

Akif'in üstteki dizelerinden duyulan çığlığı..
sessizliğimize emanet etmek istedim...




NüHa


"Aczimin giryesidir bence bütün asarım.."




7 Ekim 2011 Cuma

Rahmet..

.........


Mekanın cennet olsun Tenzile anne..
Annelik mefhumunun böylesine düşürüldüğü bir zamanda
sen kadınların yiğidi olmalısın ki
gidişin 'anneliğinle' anıldı..

13 Şubat 2011 Pazar

.



"Yazmamanında bir iş olduğunu bilmiyordum.
Şu anda ne kadar zor bir iş olduğunu anlıyorum..
Üç dört gündür sürekli bir an ara vermeden,istirahat etmeden yazmıyorum..."

Ali Şeriati
....

26 Ekim 2010 Salı

"Mücadele benim hayatımdır.."*




Balkan savaşları sonucu yenilerek çekilen neferimizin geçtiği yerler belliymiş.Öyle diyor olayı izleyen ingiliz gazeteci."Çünkü" diye ekliyor"geri çekilirken yolda ot namına ne varsa yemişlerdi açlıktan..."

Bu ülkeyi yurt bilip adalet üzere seyr-ü sefer eyleyen nice yiğitler aşkına;sonra yedi diyarda kendinden yedi misli kalabalık mütecavizlere karşı omuz omuza dik duranlar aşkına;kadim bir coğrafyanın onurunu şeref madalyası gibi taşıyan,kalbi Kabe,aklı tevhid,bilincinde Allah ile yaptığı ahid,fevc fevc zalime haddini bildirenler aşkına;var ise ayrılık elbette bir hayr içindir,gayrısı şeytan iğvasıdır diyerek yaratılmışa yaratılandan ötürü kadir kıymet bilenler aşkına;vallahi bir yetim,bir garip,yolda kalmış yahut ezilen var ise dünyanın bir köşeciğinde,rahat uyumak neyimize diyerek bu halini halvet görenler aşkına;kendilerine emanet bildikleri bir ülkenin,bu ülkenin kendilerine ne tür bir sorumluluk ve kimlik yüklediği bilinci ve kararlığı ile yürüyenler aşkına

ÖZGÜRLÜK GÜZELDİR!

Ferhat Kalender(alıntıdır
"Kara yazılar")
*Nelson Mandela

18 Ekim 2010 Pazartesi

Selam Sana Ey Aliya !..

Yarın Günlerden Aliya olsun
Davasını imaj değil dert edinenler ayırd olsun..
Bilge Kral ve dava arkadaşlarının doğduğu, öldüğü ve yeniden dirileceği güne Selam olsun..


"Biz o zamanki şanlı mücadelemizin bugünlere gelişimizde büyük rolü olduğu inancındayım.Biz mensubu olduğumuz mukaddes dinimiz İslamla varlığımızı sürdürebileceğimize inanmıştık ve öyle de oldu."(mladi müslümanı teşkilatından bahsederken)



"Bazıları tekrar hapse atacaklar seni,gel bu işlere girme dedi.Bazıları ise benim gibi düşünüyorlardı.Ben ve arkadaşlarım korkmuyorduk.Zira hiçbir zaman korkuyla arkadaş olmamıştık.."




"İslam ve müslümanlar için çalışacağımız hususunda Allah'a söz verdik.Bunca cefaya rağmen yolumuzdan ayrılmadık.Komünistler battıkça partimiz Bosna semalarında yükseldi ve beklenen güneş doğdu."




"Ben,islamı ve mücadele şuurunu Mevdudi,Seyyid Kutup,Hasan El Benna ve Fazlurrahman gibi alimlerin kitaplarından öğrendim..."




"Bu günleri gösteren yüce Allah'a hamd ediyorum Tarihimizi kanımızla yazdık!...Gelinen noktada herşey bitmiş değil yeni başlıyoruz.Başlattığımız mücadelede eksikler olmasına rağmen bir yerlere geldik Bundan sonra görev sizlerindir!..."




"Selam sana Ey Halkım..İmanınıza,bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın."




Aliya İzzet Begoviç

/R.İ.Eliaçık Kitabından alıntıdır/

21 Eylül 2010 Salı

Lebbeyk..


ALLAH’ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum!

Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!..
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!..
Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim!..
Tek isteğim benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!..

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!..

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında?..
Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok,ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak?..
Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!..
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? ..

.................

Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!..
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!..
Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!..
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin!..
Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!..
Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!..
Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! ..
Şehid Şeyh Ahmet Yasin
Sizinde içinizden her hitap nidasının ardından Şehide "Lebbeyk(buyur) diyesiniz gelmiyormu..Gelmiyorsa Ne mutlu "Suskun aciz ve helak olmuş" müminlerden değilsiniz çünkü elinizden geleni yapıyorsunuz!
ya da ...
Nüha(bi'düşünmek)

25 Mayıs 2010 Salı

Mümine Kimdir?


Anmak için önce bilmek gerek..

Bu haftalarda Süreyya Yüksel Hanımefendi anılıcak inşaallah

ben böyle bir şahsiyetten yeni haberdar olmuş bir ziyankar olarak
burada belki benim gibi bilmeyen biri tevafuk olurda görür diye anmak istedim...

Birçoğumuz Mücahid Metin Yüksel'i biliyoruz
ama ben en az onun kadar mücadele vermiş Mücahide Ablasını bilmiyordum...

Bir mümine nasıl olurun belkide cevaplarından biridir Süreyya Yüksel
Hayatı ve duruşu beni çok etkiledi
böyle entellektüel ve birikimli müminelerin sayılarını artırsın Rabbim
....

Kadını kimliksiz ve şahsiyetsiz bırakan,metaya indirgeyen ve fiyat biçen, kapitalist ve seküler dünyaya inat
Yaşasın Süreyya'lar
Yaşasın onun yolunda gidenler
..
Rahman Rahmet Eylesin O'na ve mücahidler yetiştiren ailesine
..

NüHa

12 Ocak 2010 Salı

EHMEDE XÂNİ


Ahmed-i Hani...

İnsanın eşref mahlukat olduğunun şuurunu kendinde özümsemiş, ömrünü materyalizmin girdabındaki insanı,kan savaş ve kötülükten çekip özgür ve şahsiyetli olmaya çağırmakla geçiren Müslüman alim..


Ahmed-i Hani bugün isimleri anıldığında herkesin üç aşağı beş yukarı fikri olan shakespeare,fuzuli,firdevsi gibi yazarlar,düşünürler kadar kıymetli eserler bırakmıştır Kürt edebiyatına.

İsminin bu kadar az duyulması hatta yalnızca belli bir kesimce tanınması elbette tesadüf değildir..O çokça yakınır halkının birlik ve beraberlik içinde olmayıp başka otoritelerin egemenliğinde ezilmesine.


Birçok dil bilmesinin yanında Kürt olduğu için kürtçe olarak yazmıştır eserlerini.İstemiştir ki Kürt halkının da bir aşk hikayesi olsun.."Mem u zinn" gibi bir hikayeyi miras bırakmıştır kan ve savaşın dilinden anlamayan herkese..Çünkü aşkın olduğu yerde savaşa düşen lal olmaktır..


Ahmed-i Hani(Ehmede Xâni) 'yi 21.yüzyılda da anlıyor olmak hala mümkünken,savaşı çözümün tek yolu olduğunu savunanları anlamamak ne acıdır..


Rahman Rahmet eylesin
Yol açanlara, yola çıkanlara ,yolcu olmayı dert edinenlere..


NüHa


"ki: ey şıhbete eşke mın rewane" ("ey benim gözyaşlarım gibi dökülen nehir)

"be sebr u sıkuni,aşıqane" (ey aşıklar gibi sabırsı ve sukunetsi nehir)

"be sebr u qerar u be sıkuni"(sabırsız kararsız ve sükunetsizsin)

"yan şıbhete mın tu ji cinuni?"(yoksa sen de benim gibi deli misin?)

(mem u zinn)

17 Aralık 2009 Perşembe

Yanmadan Sevenlere..Tanımadan Bildim diyenlere..


17 Aralık 1273
Şeb-i Arus


Şeb-i arus deyince anlaşılmıştır Hz.Mevlana'dan bahis açılacağı..
Bugün Hz.Mevlana Celaleddin'in ölüm yıldönümü bu günden itibaren gösteriler törenler düzenlenir yine her yıl olduğu gibi..


Bazı günlerde hatırlanmak ne kadar güzelse böyle günleri özelleştirip kutlamakta o kadar güzel(!) gelmiştir bana..Bu kadar ilgi uyandıran kimselerin "hatırlanmaya değer olduğun sadece bir gündür" der gibi yalnızca bazı ve bazen hatırlanmasını bir türlü sevememişimdir..

Hz.Mevlana dünyaca tanınıyor şüphesiz.. 2007 Mevlana yılı ilan edilmişti unesco tarafından.

Mühim olan tanımaksa diyecek sözüm yok ama mühim olan anlamaksa buna söz yetmez.


Hz.Mevlana'yı "AŞK" romanıyla tanıyanlardan tutunda "Gel ne olursan ol yine gel.." sözünü Hz.Mevlana'ya atfedip, ne zaman Mevlana'dan bahis açılsa diline pelesenk edenlerin, sevgilerinde ve ilgilerinde samimi iseler hiç değilse bu günlerde Mevlana'yı daha çok anlamak için çaba göstermelerini isterim..

İslam'dan Kur'andan ve Peygamber'den uzak bir Mevlana tasavvuru
İnançer üstad'ın dediği gibi bütünden koparılmış parçadır.
Parçayı bütün zannettikçe yanılmaya ve anlamamaya devam edeceğiz..


Mevlana dervişlerden bir derviştir onun anlaşılması davasının anlaşılmasıdır ve dolayısıyla İslam'ın anlaşılmasıdır..Ne hikmetse bütün bunlar bir kenara konup Mevlana'yı Şems-i Tebrizi ile bağdaştırıp hayatını Şems eksenli yaşadığı ve sürekli anlamlı ,etkili sözler söyleyen biri olarak tanıdıktan sonra "Mevlana'yı anlıyoruz Canıııııım gel ne olursan ol gel diyen Mevlana gibi olalım" naralarıyla Mevlana'yı sevdiğimiz ve tanıdığımızla övünmek ne boş çabadır..


Mevlana İslam'a hizmet etmiş dünyadaki birçok alimden dervişten biridir..Onun popüler kültüre alet edilmesi siyasileştirilmesi ve 'sevgi menbaı bir insan işte' cümlelerine indirgenmesine Müminler razı olmamalıdır ve Mevlana'yı doğru anlayıp anlatıcak birilerine ihtiyaç vardır..


Tasavvufa gönül vermiş ve Mevlana'yı anlatabilmek derdinde olan Ömer Tuğrul İnançer gibi üstadların sayılarının artmasını dilerim..


Nasıl ki yüzmeyi kitaplardan öğrenemiyorsak
Aşk'ı da kitaplardan öğrenemeyeceğimiz gibi
"Hamdım,piştim,yandım" diye gönlünü aşkla kavuran Mevlana'yı gönülle anlayabiliriz..


"Aşk davaya benzer cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.. "sözünü bloguma hediye eden Şeyma'ma :) bu günün hatırlatmasını yaptığı ve bu sözlerin dilimden dökülmesine vesile olduğu için teşekkürü bir borç bilirim :) (çok resmi oldu idare et çiçeğim:)

AŞK'ın son demi olan ALLah Aşk'ıyla yanman(mız) duası ile...

Bu dizelerde benim Mevlana'dan seçtiklerim olsun;

Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.

Dün de beraber gitti cancağızım,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

HZ.Mevlana


NüHa

19 Ekim 2009 Pazartesi

SEYYİD EBUL ALÂ MEVDUDİ


İz Bırakanlar unutulmaz..

Adanmış bir hayatın sahibi Ebu'l A'la Mevdudi..

Hayatıyla beni derinden etkileyen yaşadığı çağa ve sonrasına büyük izler bırakmış bir alim,bir düşünür, bir gazeteci, bir Müslüman..

Önderlik sorunu çektiğimiz ümmet için ümm olma adaylarının yokluğundan bahsetmiştim bu bölümü açarken.
Allah' a "adanmanın ve adamanın" artık harcamak ve harcanmak olarak algılandığı günümüzde, birde adananlara dil uzatanların kendi içimizden olması "Sevgisizliğimizin" tarifinden başka birşey değildir..

Mevdudi'de bu sevgisizlerin kurbanlarından yalnızca bir tanesidir..

"Allah'a adanmak bir hak ediştir,bir liyakat işidir..Ve O'nun temiz yoluna ancak temizler adar ,temizler adanır!.." *

Hayatı

Ebu'l A'la Mevdudi 25 Eylül 1903'te Hindistan'ın Haydarabad şehrinde dünyaya gelmiştir.Anne tarafı Türk Baba tarafından seyyid olan Babası Avukat idi.Dedeleri ise çiştiyye Tarikatının kurucularındandır.
Mevdudi İngiliz eğitim sisteminden etkilenmemek için özel hocalar tarafından okutuldu.

Hem geleneksel hem modern eğitim kurumlarında aldığı eğitim sayesinde her iki kesimide yakından tanıma imkanına sahip oldu.
Bu iki sistem arasında kendine orta bir yol çizdi..

Babasının vefatı üzerine çalışma hayatına atılan Mevdudi 17 yaşında Hindler tarafından sevilerek okunan 'El Cemiad' gazetesinin yazı işleri müdürü oldu.Kaleme aldığı yazılarda Osmanlı'yı savunur meydanlarda güçlü hitabetiyle konuşmalar yapardı..

17 yaşında kaleme aldığı "İslam'da Savaş Hukuku" adlı kitap Mevdudi'nin ilk kitabıdır.Muhammed İkbal bu kitabın herkes tarafından okunmasına salık vermiştir.

Günümüze kadar devam eden Tercüman'ül Kur'an adlı dergiyi çıkaran Mevdudi dergi hakkında şunları söyleyecektir:

"1932'de Haydarabad'da Tercümanü'l Kur'an'ı yayımlamaya başladığımda, kafamdaki plan ilk önce Müslüman aydınları yakalayan Batı kültürü ve fikriyatının zincirini kırmak ve İslam'ın, Batı kültürünün onlara sunacağından çok daha üstün bir medeni hayata, hukuka, kültüre, siyasi ve ekonomik sisteme, felsefeyi ve eğitim sistemine sahip olduğu fikrini aşılamaktı. Kültür ve medeniyet konusunda başkalarından ödünç almaları gerektiği nosyonundan kurtulmalarını istiyordum. İslami sistemin dünyadaki herhangi bir sistemden daha üstün olduğuna onları ikna etmek istedim ve ayrıca onları korkutan Batı sisteminin, zayıflıklarını ve kusurlarını bilmelerini arzuladım."


Pakistan'ın kuruluşundan sonra çok genç yaşına rağmen "Cemaati İslami"hakereketinin lideri oldu. Pakistan anayasasının islamı esaslara dayanması ve hayatın her alanında islami hükümlerin olması gerektiğini savunarak il il gezmiş ve bozgunculuk çıkardığı iddiasından ötürü hapse mahkum edilmişti.
Mücadelesinden dolayı hakkında idam kararı dahi çıkan mevdudi bu karar için şu sözlerleri sarfedecektir: "Eger bu, Allah'in bir iradesiyse büyük bir mutlulukla karsiliyorum. Bu bizim kavusmayi ârzuladigimiz sehadettir. Ölüm su anda benim için yazilmamis ise hiç endise etmiyorum. Çünkü onlarin bu gayretleri beni hiç ilgilendirmiyor. Onlar bana en küçük bir zarar dahi veremezler."
...

Geleneksel ulema tarafından eleştirilen Mevdudi'nin eleştirilme sebeplerinin başında O'nun gazeteci olduğu ve alim olmadığı gelmektedir.Oysa ki Mevdudi dönemin ünlü alimlerdinden icazet almıştır..Bu konuda ona günümüzde de iftira atılmaktadır.
Allah onları Affetsin..

Bugün yaygın anlamlarıyla bildiğimiz tarikatlara karşıdır.Ancak temel anlamda tasavvufa karşı değildir kendiside tasavvufun içinden gelmektedir.Karşı olduğu hususlar ise Tasavvuftaki zühd,takva ve ihsan kurumlarına bidatler karıştırılması ve eklenmesidir. Kur'an'a ve sünnete aykırı olan tasavvuftaki hurafelerin ayıklanmasını istemektedir.

Çağında yaşayan birçok alim ile mektuplaşmaları olmuştur. Seyyid Kutub,Meryem cemile,Humeyni bunlardandır.
Mevdudi İran İslam İnkılabını desteklediği için hapse atılmış ve cemaati islami yasaklanmıştır..
Seyyid Kutub Mevdudi' nin "Kur'anda Dört Terim" kitabından etkilenmiştir. Mevdudi ise Kutub'un "Yoldaki İşaretler" adlı kitabını okuyunca "Bu kitap sanki benim kalemimden" çıkmış diyecektir..
Seyyid Kutub'un idam edildiği gün Mevdudi kitap okumaktayken boğulduğunu hisseder ve Kutub'un idam haberini duyunca
"Yaşadığım olay bundandır ve bende bugün idam edildim" der..

Hayatını İslam mücadelesine adayan Mevdudi hatadan beri olmayan bir kuldur elbette fakat günümüzdeki onun aleyhine yapılan büyük eleştirileri,iftiraları asla haketmemektedir..Her daim Kur'an ve sünnet üzere bir hayatın savunucusu olmuştur.O'nun fikirleri biz müslüman gençlere ve müslümanlığını genç tutanlara ışık olmaktadır..

Batı'nın hala hazmedemediği Mevdudi ve Seyyid Kutub 12 eylül olaylarının fikri sorumluluları olarak görülmektedir.
Oysaki Mevdudi'nin şu sözleri onu ve davasını anlamaya yetmektedir:

"Ey gençler! Size nasihatim gelecek asrı İslam asrı kılmanızdır. Çünkü Batı medeniyeti çöküşün eşiğindedir. Komünizm de Kapitalizm de peyderpey çökecektir. Bu çöküşlerden sonra dünyada bir boşluk meydana gelecektir. Bu boşluğu da İslam'dan başka bir güç dolduramayacaktır. Size tavsiyem "Sabır ve metanetle" bu boşluğu doldurmak için mücahede ediniz. Sakın birilerinin akıllarına uyup gizli örgütleşmelerin içine girmeyin, silaha ve şiddete ise asla başvurmayın. Çünkü bu aceleciliktir ve İslam'da aceleciliğin yeri yoktur. Bu boşluğu İslam'ın doldurmasını istemeyenler de sizi buna teşvik edebilir. Şunu bilin acelecilik beraberinde kötü görüntüler getirir. O halde ey gençler! Doğru İnkilab Hz. Peygamber döneminde olmuştur ve gelecekte yine bu yolu izleyenlerin eliyle olacaktır."


Davası duası olan, bu güzel şahsiyyetlerin değerini bilmek mücadelesini anlamak onlara iftira edenlerin güttüğü koyunlardan olmamak duası ile..

Radiyallahu Teâle Anhum Ecmain.

"Ya Adayan ol Hanne gibi
Ya adanan ol Meryem gibi
Ya da adananlara bahçıvan ol Zekeriyya gibi
Sakın dördüncüsü olma Helak Olursun! " *

NüHa
*M.islamoğlu

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Yıldızlara Tutunda Gel..

Dünya büyük insan,İnsan küçük dünya'dır demişler..
İnsan ki kocaman bir dünyayı içine sığdıran,dünyaki küçücük insanı içinde barındıran.
Bazen içimizdeki gökyüzümüzün o en siyah zamanlarında ; baktıkça karanlıklarımızı aydın eden,elimizdeki mumların sönmeye yüz tuttuğu,bir yudum inşiraha'a muhtaç olduğumuzda kapılarında soluklanacağımız, yıldızlar ararız..
İman etmenin kendisi büyük bir iddia iken bunu ispatlamak ne de ağırdır yüreğe.
Öyle ya her iddia ispat gerektirmektedir hele ki bu iddia iman ise..
İşte böyle zamanlarımızda eteğine tutunduğumuz bir yıldızımız olsun isteriz iman iddiasını ispatlamış,yüreğini ümmete 'ümm'* olmaya adamış,hayatını imanıyla süsleyerek yaşamış şahitler..
Kur'an da Rabbimiz de bize seslenmiyormuydu:“Eğer bilmiyorsanız dini müşküllerinizi ehl–i zikirden sual ediniz.” (Nahl: 43)
Demekki tek başımıza kalkamıyacağımız yükler vardı omuzlarımızda.Bir bilen vardı birde bilmeye talip olan..
Tin suresinde belirtilern start noktasından (esfele safilin*)Rabb'e ulaşmaya giden yolda tökezlenirdi insan tutunmak için yıldızlar gerekliydi,ışığına muhtaç olunan.
Müslümanlığın bugün en çok yoksunluk çektiği şey nedir?diye sorulsaydı şayet Muhakkak,hayatlarını imanlarına şahit tutan,dini sınırlar içine hapsetmemiş bilakis dini yaşam tarzı yapan insanlar derdim..
Sayıları bugün çok az olmakla birlikte,bugün ve geçmişte yaşamış olan imanlarında zirve yapmış şahsiyetleri yakından tanımamız bizim için yemek- içmek kadar elzem olmuştur.
Kaybolmaya yüz tutan kardeşlik şuurunu yakalayıp ,hangi alim benim hangi cemaat senin tartışmalarını bırakarak,büyük İMAN hamlesinin ancak ortak bir paydada buluşulup gerçekleştirebileceğimizi unutmamak ve Yıldızların kıymetini bilmek duası ile...
Ne diyordu üstadlar; "Yıldızlar yerindeyse şayet,pusulaya ne hacet.."
NüHa
*Ümm=anne manasında olup,ümmet ile aynı kökten gelmektedir.
*esfele safilin=bknz.Tin suresi 5.ayet