22 Nisan 2012 Pazar
....
13 Mart 2012 Salı
Keşmekeş
24 Ocak 2012 Salı
"Son"Bahar'ı Beklerken...
29 Aralık 2011 Perşembe
Bir Mutluluk Yazısıdır..
18 Aralık 2011 Pazar
Kadirşinas İtaatsizlik*
*ismet Özel'in kendini tanımladığı iki cümleden biri..(bknz:Waldo Sen Neden Burada Değilsin)
13 Aralık 2011 Salı
YolBaşı..
27 Kasım 2011 Pazar
İnS.aN
20 Kasım 2011 Pazar
Şiir ve Dua..
23 Ekim 2011 Pazar
Son-Bahar..
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına. "
(İ.Tenekeci)
4 Ekim 2011 Salı
Ey Sareban..
NüHa
5 Ağustos 2011 Cuma
28 Temmuz 2011 Perşembe
...Fe-firru İlallah

Beni varlık aleminde duyulur kılan sözlerimin, içime doğru çekilişini izlerken
28 Haziran 2011 Salı
..Ne Diyorduk Afife
Gittiğin gün yazamadığım hicretin,döndüğün gün kutlu olsun Afife..Sen dönüş yolunu çıkmazlarla ören bir hikayenin kahramanıyken, sana söylenecek tüm sözlerim anlamın kuytusuna asılı kalacaktır..
Niçin'lerini toplayıp gittiğin günden beridir ardından bakmak düştü payımıza..
Sen yalnızlığın, sen muhacirliğin, sen çilenin tozuna toprağına bulanıp, kahrın çoğunu içerinde rıza kelepçesiyle tutarken biz onu yalnızca duyan, gören ve bilendik Afife..Sense sabır gergefinde dokuyordun onları hayatına..
Şimdi Kapında kendi mümkünlerini gözden çıkarıp imkansızlıklara yoldaş olmuş hikayeni dinlemek için bekliyoruz Afife..Bu tenakuz hikayenin kahramanı sen ve bu kanatları kırık kelimelere tutunan,
bizim..
Güneşin doğduğu yerde bekliyor Afife
NüHa
5 Haziran 2011 Pazar
Bende..
"Artık boğazımda yüreğim gibi düğümlenince,Herşey kırılgan ve sahte...en az ben kadar..
29 Mayıs 2011 Pazar
LeyaLi..

yazanın yüreği bilir onu birde o yüreğe dokunan..
15 Mayıs 2011 Pazar
Suyun Boğulduğu Yerden*
kalemler suya batırılmış gibi..
19 Şubat 2011 Cumartesi
Son-ra..
Yazmak, bazen böyle avutuyor ellerimizi..
İlki oluyoruz kelimelerin
Gizlenmiş bir gökyüzüne ilk kez bakar gibi..
Hep bir sonra’ya muhtaç olduğumuz gibi
5 Şubat 2011 Cumartesi
Rengi Fatıma Olan'a..
Sevgilinin yokluğunu iliklerimize kadar hissettiğimiz,güneşin göğü aydınlatmaktan çok yakmak için doğduğu bir günde, seyre dalmışken Yesrib'i yanıma küçük bir çöl çiçeğini andıran bir kız çocuğu usulca yaklaştı..
Gözlerinde çölün barındırdığı bütün yoklukla ,kalbin ritimlerini altüst eden bir masumiyeti uzatırcasına uzattı ellerindeki incileri ..
Onu incitmemek adına baştan aşağı şefkat kesilmiş gözlerimle eğildim ve adını sordum ilk, örtüsünün rengine bandırılmış bir adı taşıdığını bile bile..
kalbimin lisanını ortadan ikiye bölen sesiyle cevap verdi;
"Fatıma"dedi..
Ekledim "Çöl gülü Fatıma"..
Sting "desert rose"u söylerken seni görse nutku tutulurdu oysa..
Yalnız oluşuna telaşlanmıştım annesini sordum..güldü fatıma..
Ben çölün cahili nereden bilirdim, Medine'nin arka sokaklarında kapılar çöle açılır ve çöl "Muhhamed'in kızıda olsan " yalnız aşılır..
Fatıma! diyebilseydim... annenden bir miras gibi sana kalan masumiyetini dünyanın bütün hazinelerini teklif etseler dahi verme..
Peygamberin Muhammed, Fatıması'na ve yeryüzündeki bütün Fatımalarına kelimeler bıraktı..bizim kelimelerimiz var tükendiğimiz yerde..yorulduysan aç avucunu..
Allah büyüktür Fatıma..
Onlar hiç bilmeyecekler gözlerinin bana sunduklarını
çölde gül açmaz sananlar nereden bilsin adını
Oysa, çöl gülün rengidir ve
sabır senin rengin
Fatıma..
Diyebilseydim...
NüHa
Fotoğraf:Küba mescidi civarı/medine











