çaydanlık :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çaydanlık :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2011 Cumartesi

Avaz-i Gonceşkha/Serçelerin Şarkısı

Dün İlk olarak bir filmi izleyememenin vehameti ile filmi beğenmenin komikliğini keşfettim galiba..

İranlı yönetmen Majid Majidi'nin birçok festivalde ödüle aday gösterilen
ve hatta İran sinemasının adını Oscar'a taşıyan "serçelerin şarkısı" filmini,
film okumaları
başlığı ile düzenlediğimiz bir programda izledik..daha doğrusu izlediler :)

Ben ileri derecede miyop ve astigmat gözlere sahibim ve gözlüklerimi en son kendi elimle tahribata uğrattığımdan filmi çok flu bir şekilde izlemeye çalıştım..Daha da vahimi film alt yazılıydı.. (:

Yanına oturduğum arkadaşa durumumu izah edince filmi ara ara anlatarak sahnelere anlam vermemi sağladı.En kötüsü de sanırım herkes gülerken benim iki üç dakika sonra konuyu anca anlıyor olmamdı (:


Neyse ki film okumasını yapmak için davet edilen yönetmen abimiz Bedir Afşin
sayesinde filmi izledim sayıyorum..

Film; şehirlilik vurgusu ve şehirde bir babanın dramıydı kabaca özetlersek..
Majid majidi'nin sahneleri konuşmalar olmadan dahi izlenmeye değer.
İfadeler belirgin mesajlar açık


Ve tabiki filmde vurgusu açık iki sahne ; mavi kapının Kerim tarafından taşındığı ve Balıkların kovadan dağılma sahnesi..

"Mavi kapı"
Bedir Afşin'in de ifade ettiği gibi tesadüf değildi elbette
Majid Majidi, Kerim'in (baba rolünde) sırtlandığı o kapıyı neden mavi seçmiş olabileceği düşünülmeye ve görülmeye değerdi.

Bloguma ithaf edilse bir sahne ancak bu kadar olurdu..(:
Filmi anlatmaya kalkmıyayım siz en azından izleyin :) ben ettim siz etmeyin kabilinden..


...

Bedir Afşin ismi muhtemelen yabancı gelecektir
Normaldir çünkü henüz popüler kültürün çengeline takılmayan bir isim
ancak yakında takılır.. Allah kurtarsın diyelim şimdiden (:
Çok iyi çalışmıştı dersine Bedir abi
filmi okurken isabetli ve izleyicinin yakalayamıcağı noktaları iyi tayin etmiş
Önyargı ile gitmiş olacağım ki bu kadar samimi bulunca şaşırdım..

Umarım şaşkınlığımızı değiştirmez.. İslamcı sinema yerine müslüman bir yönetmen olmayı istediğini ifade etmişti Allah Yar ve yardımcısı olsun..


NüHa

Serçeler ölmeden..

6 Ocak 2011 Perşembe

(.....-......)



"Ne geçmiş tükendi ne yarınlar
hayat yeniler bizleri
geçsede yolumuz bozkırlardan denizlere çıkar sokaklar.."*



Keşke hayatın okuttuğu dizeler arasında bir la miktarı kadar durdurabilsek ömrü
belki geçmişe uzanırdı ellerimiz..
Bir masal kahramanı çıkarırdık ordan hayatın tam ortasına..Bir masalda biz bırakırdık dünyaya..


Dün bilmem kaç sene evvel ben doğmuştum biliyormusun blog
ben dün doğmuştum da dünyanın bundan haberi yoktu, olmazdı da zaten, hiçbirşeyi değiştirmemişti ki gelişim..

Ülkem Cumhuruna getirdiği bollukla minnet duyuyordu
Devrimci gençler daha esaslı sloganlar atıyordu sokaklarda
Mücahidlerin gür sadaları arasında Metin Yüksel fidanları yetişiyordu..
Çeçenya deyince tüyler ürperiyordu vatanımda..
Bosna, Bilge Kralının Cumhurluğunda mutluydu..
Filistin de yaşananlar hiç bu kadar kanıksanmamıştı
Vicdan,yürek,aşk ve sevgi sözcükleri yıpratılmamıştı henüz..
Adalet hiç bu kadar pevasızca dağıtılmıyordu..
Haberlerde cinnet geçiren babanın ailesini katledişi yoktu..
Açık bırakılan dükkanların soyulmayışına hiç bugun ki kadar hayret edilmiyordu...


Yani ki;herşey daha ciddiydi de ben göremeden büyümüştüm bütün olanları..
Şimdi hepsi bana masal..

Sen kısmetli bir çocuktun desede annem..gerçekten öylemiydim..


Allah böyle bir dünyaya "insan" inzal etmişti de Lebbeyk diye karşılayanlar yokmuydu..
Allah'ın emanetine sahip çıkacak vardı elbet..
Onların kanatlarına teslim uçtum yıllar yılı bir kere olsun hissetmedim onların yanında yokluğu varlığımdı onlar her anım her yanım..


İlkokulda öğretmenim o olmasa bende olmam diyeceğiniz hangi değer vardır dediğinde ilk parmak kaldıran bendim sınıfta "annem ve babam" demiştim de öğretmenim onlarsızda oluyor deyince çok şaşırmıştım ..nasıl olurdu..oysa ben bugüne kadar hiç onlarsız yapmamıştım..

Dün evdeki kalabalık ortama rağmen babam gecenin bir vakti pasta getirmişti
annem mutlu olup olmadığımı sorduğunda "mutluluğu artık pastalarda bulamıyorum " diye espri yapmıştım :) ne biliyim şöyle daha markalı bir pasta filan olsa belki demiştim :)) annem kızgın kızgın bir anne cevabı verdi tabi :)) sustum..'Tüm yaşlarımı geri istiyorum' diyebilseydim üzülürdü biliyorum..


Ama artık benim mutluluğum onların bana uzanan yıpranmış ve nasır tutmuş elleriydi,yıllarca bıkmadan beni taşıdıkları yürekleri..Bu doğum günümde onları çok özlediğimi hissettim hemde onların böylesine yakınındayken..Çok..


Annem doğru söylemişti ben çok kısmetli bir çocuk olarak büyüdüm..

Her doğumgününde kendim için istiyordum ama bu sever onlar için istiyorum;
Rabbim onları çok sevsin Rahman ismiyle sevsin Rahim ismiyle sevsin..
Bilirim o severse bir yetimi Dünyaya Rahmet kılar gibi sever...
O.. sevsin yeter..

NüHa


*Yeni Türkü-Fırtına
Fotoğraf: Babam ve Oğlum'dan bir sahne

3 Ocak 2011 Pazartesi

Ebegümeci....Ihlamur..Nane limon...



Evee..t sevgili blog yeni favorim bitkiler ve şifaları... diyormuşum :) şok geçiriyormuşuz hep birlikte..

Panik yok.... ama elinde mendil yanında bitki çayları gibi bilumum ilaçlarla ayakta kalmaya çalışan bir gribal enfeksiyondan başka parlak fikir çıkamazdı :) Attığım başlığa bakılacak olursa şifalı bitkilerden bir formül vereceğimi sanılabilir ama nafile.. Bende herkesin "doktorum" kesildiği son zamanlarda hasta olmaktan mağdurum sadece.Herkes bir şeyler öneriyor Allah Razı olsun amma insanın zaten hasta olan bedeninde zor taşıdığı kafasıda iyice karışıyor :(

İçtiğim ilaçları bıraktım birkaç kişinin onlar tehlikeli uyarısı ile şimdi bitkisel yöntemlerle bitkisel hayata adım attım :)Haydi hayırlısı..


Uyarı:
Kokusunu ve tadını duyduğunuz her yemekte bu duyu için Rabbinize şükrediyormusunuz...

Biliyorum birçoğumuz farkında değilsiz
ama ben üç gündür bu duyumu kaybettim
şimdi değerini bilemediğim her tad alış ve koku için
yalvarıyorum Allah'ıma..
...
Çaylar sıcak su, yemekler ise samandan farksız en sevdiğim kahvenin benim için şu an hiçbir anlamı yok sıcak su olmasından başka.
.....

Rabbim şükrolsun sana, insanı muhteşem dizaynla yaratmana ve donatmana
şükrolsun..




NüHa
Varlığın Sahibine Hamd ile..

28 Aralık 2010 Salı

I Found A Reason..*



V For Vandetta'i tavsiyelere kulak verip bi türlü izlememiştim..itiraf etmek gerekirse yazık etmişim..
Ben uzun zamandır film izlerken yanıma kağıt kalem almamıştım..

V'deki özgürlük çarpıntısı(rasim ozan kütahyalıya sevgiler..yeni eşi hayırlı olsun(: )
vurucuydu..Batı'nın korku imparatorluğunu yerle bir etmiş..

Filmde V'nin ağzından dökülen anlam dolu repliklerin dilinize ve aklınıza takılmaması mümkün değil;

"Siyasiler gerçeği örtmek,sanatçılar gerçeği ortaya çıkarmak için yalan söyler"

"Dans Etmeden Yapılan Devrim, Devrim yapmaya değer değildir"


"Fikirlere kurşun işlemez"
"Bu ülkenin binaya değil umuda ihtiyacı var"

....."V"
NüHa

*V'nin ilk defa dans etmek istediği şarkı..
Cat Power tarafından yeniden yorumlanan velvet underground parçası.

19 Aralık 2010 Pazar

:D


Gece gece bloguma ve Nisam'ın namı diğer Yeritimlikaranfil'in bloguna

" http://yeritimlikaranfil.blogspot.com/ "

göz atıp çıkmaktı niyetim.
Asayiş berkemal deyip ekranın sağ üstüne tıklamaya saniye kala
"Büş'ler sokağı" başlığı altında bu iki deliliği görünce gülmeye tutuldum
(((((((:

Dostumla en son kavuşma mitingi düzenlemiş zafer işaretleriylen flaşlara poz veriyorduk.. :D
Şu mavili olan "ray-ban" marka gözlükleri ilen aşırı cool çıkan benim..
Nisam da şu kameralara alışık olmadığından yanakları al al olmuş köylü kızımsı olan..

Bunu çerçevelettirip bloguna astığın için sana minnettarım Kuzum :D
aynından bir tanede ben istiyorum..


Neyse pek sevgili olan blog gecenin bir vakti aşırı sırıtmış bir selam veriyorum sana (:

Ve Nisam;
Şüphesiz Zafer İnananlarındır
(:

6 Aralık 2010 Pazartesi

MiM bir ki..




"Garip" kelimesiyle tanışalı hayli oluyor.. İan Dallas'ın İsmet Özel çevirisiyle yıllar önce elime geçen "Gariplerin Kitabı" adlı eserinin en arka sayfasındaki Hadis-i Şerif* 'gariplik' üzerine düşünmeye doğru giden uzun bir yol açmıştı..
Gariplik ne idi..gariplik ne zaman ve nerede garip olmayı gerektiriyordu?
Zihnimde denge noktalarını epeyce zorlayan bir metafora yakalanmıştım; hala da kurtulduğumu söyleyemiyorum...

:) Nisa'm MiM'lemiş bu konuda beni "anlat" garipliklerini demiş..Zor değil aslında, birçırpıda çok büyük bir gariplik iddiasında bulunabilirim..Çünkü "müslümanım" gibi bir iddianın arkasında durmaya çalışan herkes "Çok" Gariptir..Öyle Az Buz değil..
Neyse buraya kadar ki kısım bir mim için yeterince garip oldu,deyip biraz istenilen özel garipliklerden bahsedeyim**.. (:

OoOoO..
En bilindik garipliğim.Beni şok edebilecek canımı yakabilecek olaylar karşısında olağanüstü sakinliğimdir .Bunun beni güçlü kıldığına ve sabrımı artırdığına inanıyorum galiba..
Mesela;Küçüktüm, henüz ilkokul yaşlarımda..annem ve halamlarla bir cadde de yürürken ayağım takılıp düşmüştüm,düştüğüm yerde daha önce bir cam şişe kırılmış..tam avucumun içine kocaman bir cam parçası girmişti.. ben tabiki ağlamadım...:) Annem telaşla elimdeki parçayı çıkarmaya uğraşırken yine sakindim.. :) Elime bir mendil kapadılar yarık derindi, belkide içinin daha ciddi temizlenmesi gerekiyordu ama o halde bir damla gözyaşı dahi akıtmayarak müthiş güçlü bir çocuk olduğumu ispatlamıştım :))..bugün hala avucumun içinde o iz vardır.Her baktığımda o günki çocuk sabrıma hayret ederim.. :))


OoOoO...
Metroda hep en son vagona binmeyi isterim ve hiç oturmak istemem. Çok saçma gibi gözüküyor ama öyle.. ömrüm metroda geçtiği halde oturduğum zamanların sayısı bir elin parmağını geçmez..

OoOoO...
Dışarı çıktığımda insanları çok gözlemlerim ve onlara dair hikayeler üretirim..Mesela ;giyim tarzından ve yüz ifadesinden bir insanın karakterini ve yaşamını hayal ederim.. siyah eteğinin üstüne pembe uzun hırka giymiş ve küçük çanta takmış bir kızın ailesi tarafından sevildiğini ve hanımhanımcık bir kızcağız olduğunu şu an da muhtemelen teyzesine veya en yakın arkadışına gidiyor olduğunu düşünmek gibi :)))

OoOoO...
Hayatın merkezinde olmak gibi bir kaygım yada takıntım vardır.Mesela Türkiye'de yaşıyorsam bu İstanbul olmalı,İstanbul da yetmez merkezi yerlere uzak olmamalı.Fatih'e gitmek istediğim zaman kalkıp gidebilmeliyim yada eminönüne..Hayat nerede akıyorsa orada ya olmalıyım ya da oraya yakın..Herhalde Efendimiz (s.a.v) yaşasaydı bugün Arabistan'a çoktan göç etmiştim..

OoOoO..
Değişik kelimeler ve kavramlara hayranlık duyarım.Anlamlarını araştırmak beni tuhaf bir biçimde mutlu eder.
Ortaokulda yeni öğrendiğim "kısasa kısas" kavramını sürekli kullanırdım :D Tahtaya sırf bu kelimeyi öğrendiğim için kalkıp konuyu anlatmış ve içinde kısasa kısas olan bir cümle kurmuştum.


OoOoOo...
Birşeyden vazgeçmem gerekiyorsa ve buna inanmışsam gözüm karadır geçerim..Bir gecede tabir-i caizse fanatiği olduğum takımı bırakıp birdaha hiç ilgilenmemek gibi..

OoOoO...
Kendi kendimi motive edebilmeyi iyi beceririm..belkide bu kendi kendini kandırmaktır.
Yoksa hiç sevmediğim bir bölümü bu zamana kadar nasıl okuduğumu başka türlü açıklayamam..

OoOoO...
Ortam dağınıksa kimse bana ders çalıştıramaz :) Düzensizlik kendimi çok kötü hissettirir ve dikkatimi dağıtır.

OoOoO..Not defterleri ve ajandalarla başım beladadır :) Not tumayı çok severim ama her notu her deftere tutmam..Kategorize ettiğimden hepsine alınacak notlar ayrıdır..Her duyduğum ilgimi cezbeden şeyleri yazmak için bir not defterim vardır..Genelde ortalık yerde durur, içini karıştırsa kimse bişey anlamaz çünkü; birbirinden çok alakasız şeyler vardır.. Mesela Çeçen bir şehidin adının hemen altında yeni duyduğum bir müzik ismi gibi..Diğerleri ise daha özeldir.Seminerlere bile gittiğim isme göre not defteri alırım :S

OoOoO...Yalnız kahveyi değil kahveyi seveni de severim :)) o derece...

OoOoO..
Yemek..annem bu konuda iyi bir eğitmendir bu yüzden yemek seçmeyiz ama yağlı ve çok baharatlı olanlarını yiyemem içim almaz.Eğer bir yemekte hafif bir koku duydumsa bitmişimdir.. aç kalırım :(

OoOoO...
İnsan ilişkilerimi yazmaya lüzum bile yok.. ufacık bir tecrübeme dayanarak şunu öğrendim ki "İnsanlar gariptir" Benim sadece kendi içinde değişebilen kriterlerim vardır.Bunlara kendim sadık kaldığım ölçüde karşı taraftanda beklerim eğer bulamazsam mesafeyi ayarlamaya çalışırım..Samimiyet,güven,denge...

OoOoO..Hiç tamamlanmıyacağıma olan inancım tamdır.Bugün yarım olduğunu hissettiğim herşey yarın tamamlansa bile yarımlığım artacaktır.."Ölünce kurtulacağım" sözünden daha çok ölünce tamamlanacağım diyorum..

....NüHa

*“İslam, şüphesiz garip olarak başladı ve günün birinde garip hale dönecektir. Ne mutlu o garip mü'minlere!”

**bahs:kazmak,eşelemek,toprak manasında imiş..

Benim izleyicilerim yok bu yüzden kimseyi mimleyemiyorum ..
ama isteyen mimi yazıp altınada nüha mimledi diyebilir :)

1 Aralık 2010 Çarşamba

Bir Yoktuk... Artık Varolduk.. (:



Çok imkansız bir yokuşta mümkün kılmak ve bir düzlüğe erdirmek ne güzeldi kardeşliği..
Biz istedik O(c.c.) inşa etti..
Biliyormusun dostum; şimdi rahmet nazarıyla bakıyordur bize Rahman..
Çünkü bizi bir arada tutan ne şiirlerdir ne şarkılar ve nede hayran olduğumuz kitaplar
yalnızca ona olan rağbetimizdendir içtenlikle 'isimlerimizi' anışlarımız..


Bir çayın tatlılığı değilmiş içindeki yaprağı ben bunu en çok o çayı yudumlarken duyduğum sükunette anladım..Belkide o yola çıkarken içimde biriktirdiğim heyecan ve gözlerine bakarak dilediğim sabrı tatmasam..kardeşliğin birazda bu olduğunu asla bilemeyecektim..


Herşey el'an olmakta,kalbimiz ölüp ölüp dirilirken,fikrimiz bir körelip bir bilenmekte..Sonbaharda bitti, önümüz kış.. pazara kar yağacak diyorlar belki o güne kadar eldiven resmi çizeceğiz harflerimizle,birde kışın hayalini kurup üşüyeceğiz..Bilirsin bizdeki geç kalmışlık hissini, bu telaş ondandır miras gibi kaldı üzerimize... Tekrar tekrar buluşmak için sözleşeceğiz,demlemek için çayı haber bekleyeceğiz...yine koştururcasına konuşup sonra sözümüzü kesmemek için sımsıkı tutacağız elimizdeki kırıntıları :))(..)

Ve yıllar sonra benim kardeşlik neye benzer sorusuna verecek cevabım hala olacak.. Geldiğim uzun yolu ,o güzel sabahı, çayını, kahveni önce çocuklarıma ve sonra torunlarıma anlatırken bir kez daha tatmış olacağım...Ve tabiki elimde bir poşet terlik ve Murat Menteş'le döndüğümü söylerken yine mahcubiyetle güleceğim :))..


..Bilyormusun Felsefecilerden bazıları sayıların ilkinin "üç" olduğunu iddia etmiş Nisa'm.

Sencede tüm bunlar tesadüf olamazdı değilmi...


NüHa
masalın sonunu yazan yine O' olacaktır dedi..

22 Kasım 2010 Pazartesi

Orda Bir Karavan Var Uzakta...

O teyzelere gitmeyelim, yemek yedirmeden bırakmazlar..

......'dan adam çıkmaz (beyaz türk olan dayım!)

..halamın böğreği

..anneannemin tatlısı

..kolonya almıyım

..aa sen kilo mu aldın

derken bitti tatil..

:)

Tadı damağımızda değil işte bu karavanın içinde kaldı :)


Amcam sağolsun..kendisi Ayhan Sicimoğlu gibi leyleği havada görmüş bir insandır :) Bu bayram da yeni gözdesi karavanıydı ,ıslatmak babında doğdukları köye gittik ama ne gidişi..Tüm o köylünün "Alman bunlar " önyargısını yıka yıka.. :)) Yıllar sonra dönüşümüz muhteşemdi,klasik türk filmi senaryoları nasıl çekiliyor sanıyorsunuz... :D (amcam gibiler olmasa.. )


Normal karşılıyor köylüler bu soyadı taşıyanlardaki anormalliği aslında dedemde(rahmetli) şezlong ile tarlaya giden egzantrik bir insandı :) dahasını yazmıyayım..


velhasılı kelam


Tatilini bu karavanda geçirmek isteyen 1.ooo.ooo kişi bulabilirim!!


feysbuktan da değil hemde ! (:


NüHa

Dedi ki; yalan dünya..

16 Kasım 2010 Salı

Bayramlar Zaten Mübarektir..

Cuma Hutbesinde bir söz bırakmışta heybeme ;
"Bayram, sevindiğiniz kadar değil sevindirdiğiniz kadar bayramdır!"

diye..


Sevindirdiğiniz kadar
bayram yapmanız duası ile..


NüHa
İsmaili duruşla adanmak
İbrahimi şuurla adamak
isterken...

26 Ekim 2010 Salı

"Kara Yazılar"



Teşekkürler Yolcu dergisi..
'Kara Yazıları' bize hediye ettiğin için..


Mütevazi olup "kitapçık" dedinizsede bu piyasada kitap niyetine dolaşanlardan daha fazla kitap olmuş.
Yazılar çok bizden ve çok koyu puntolu sesleniyor akleden kalbe.

Bir teşekkürde Hümeyra'ma olsun oda bu kitabı kıt imkanlarla bana hediye eden ikinci kişi :)
Kısaca Atilla İlhan'dan mülhem "Üçüncü şahsın kitabı" m hayırlı olsun :)

Yazarlar Ferhat Kalender ve Nevzat Onmuş'a dua ile..




NüHa'dan dinlediniz..
(:

22 Ekim 2010 Cuma

Ölünce Ne olmayı Düşünüyorsun..?


...Yeryüzünün son masumlarına ithafen..

Geçen gün katıldığım bir toplantıda bir yazar abimiz yaşımın küçüklüğüne atıf yaparak "sen bilmezsin Basra körfezindeki karabatakların bize Körfez savaşında nasıl saatlerce izletildiğini" diye insanın medya elinde nasıl kukla gibi oynatılabileceğinden dem vurdu..


"İşin komik tarafı zaten karabataklar Basra körfezi gibi tuzlu sularda yaşayamazmış bunu sonra öğrendik biz salaklar güruhu" deyince epey güldük ..

Ve ekledi;

"bundan belkide 10 sene sonra hiç bu kadar temiz olmayacaksınız.."
kirleneceksiniz,kirletecekler..
Bu günleri yad ederken hayıflanacaksınız..

.....
..Yoo kötümser değil gerçekseldi sözleri..

Masumiyetin sayılı nefeslerinin kaldığına inandığım şu dünyada bu sözleri duymak

teyit ettirmekten başka birşey değil


Aklıma dünyanın tüm o masumiyetten mülhem varlıkları geliyor şimdi


hiçbirinin gönlüne kıramp sokmadı henüz dünya yalnızca elleri kirlenen mucizeler onlar...


Adem'in hikayesinde rol almaya başlamadılar henüz


yasak elmayı hiç tatmadılar

bu ilahi senaryo da başrol oynamadan adamlığa geçemeyecekler

Gün gelecek yasak elmaya uzanacak elleri

ve sürgün edilecekler masumiyetler ülkesinden

Felek çemberi elinde karşılayacak onlarıda

sonra iki yol çıkacak karşılarına

"İleride ne olacaksın" sorusuyla ilk o vakit karşılacaklar..

İleride Ne olacaksın Ey insan??


"Allah'ın adamı?


Şeytanın adamı?"
....

İnsan Allah'ın umududur..Umudunun umudunu kırma Çocuk..

Ölünce ne olmayı düşünüyorsan o yoldan yürü..

arkandakilerin azlığı seni yanıltmasın,caydırmasın..

Muhtaç olduğun kudretin damarlarındaki asil kanda bulunduğu hikayelerine aldanma

unutma! Ebu Leheb ve Rasulullah'ın aynı kanı taşıdığını..

Bil ki;

Muhtaç olduğun kudret yalnızca yüreğindeki imanda mevcuttur..



...NüHa

16 Eylül 2010 Perşembe

Kalemle doğrul(t)mak..

Teşekkürler senai demirci...


http://www.haber7.com/haber/20100916/Hatipoglu-ve-Dongeloglu8217nun-uslubunu-elestirme-uslubum-hakkinda8230.php

Çok zamandır söylemek isteyipte toparlayamadığım sözleri okumak su serpti yüreğime..
Kalemle yazmayı öğretene şükrolsun..



13 Eylül 2010 Pazartesi

"Bugün Günlerden EVET.."




Sabah aldığım bir mesajda böyle diyordu arkadaşım..
Bugünü bayram ilan ediyordu..

Çokmuydu ki bugünün bayram olması..

30 yıl önce bugün ağzını açıp fikrini söyleyenin akla gelmez işkencelere maruz kaldığı en aşağılık muameleyi gördüğü bir gün iken 30 yıl sonra aynı gün İlahi adaletin tecellisi bu muameleleri halka reva görenlerin yargılanabileceği kararın artık"sözün gücüne" inananların olduğu birgün oluververmişti ..Ve darbeler ile halkın aklına peşkeş çeken vesayetçi zihniyete en büyük mesaj verildi..


Mübarek olsun..
Gün bugündür..artık gerçek ak ile gerçek karanın belirleneceği günler bizi bekliyor..
Engelleri kaldırdık sıra yeniliklerde...

Bugün 13 eylük 2010 günlerden "Evet.."
NüHa


Resim:van Gogh

4 Eylül 2010 Cumartesi

Yağmur Yağsa Güneşin Yerine*

**



Gayret et güzelim..*


Mutlu bir güne uyanmamak üzere şartlanmış bir akşamın sabahında
uykudan şiş gözlerimi klimacı amcaların kapıya dayanmasıyla açmışken
ne kadar isabetli olduğumu geçiriyordum içimden..

Ta ki tramvay'ın içinde sıkışıklıktan zafiyet geçiren insan yığınlarını görene dek
hayır hayır bugün "mutsuz olmayacak" dememiştim bir ihtimal bırakmıştım güzelliğe "onu benden siz aldınız istanbul sokakları " :P




Yanlış Bir Öyküdeyim Beni Yeniden Yaz..*


İlginç bir alışamamışlığım vardır kalabalıklara ...
yakınlaştıkça uzaklaşan bir girdap..
Uzağa düştüğümü hissettiren bir uçsuzluk
Olmamam gereken bir yerde tanıdık bir simaya "burası değil" gözlerle bakacak bir hazırlık içinde attığım yüzlerce adım..bir ki üç dört...Allah..Subhan...Rahman...Rahim...


Hep Benle beraber unuttuklarım..*

Çıkarken çantama son anda Aliya'yı neden aldım bilmiyorum

güç..cesaret...bilgelik..

Hayır, sanırım bu duyguları hissetmek istemiyordum bugün,başa çıkamazdım da.. başka birşey.. şefkat belki.. 'buradayım.. hüzünlerini tutuyorum yüreğinin,kaybetmemen ve unutmaman gerekenleri, biz böyleyiz.. bekleme iyiliği reva görmelerini kendine ...' der gibi baksın.. için...


Bir kere daha yenilmemek için belkide..
Zafer çok iddialı durmuyor artık dilime..

O'nu haketmiyor yenilmeden kimse

NüHa


*D.S.S="Gayret et güzelim"
**Kitap=Recep İhsan Eliaçık

3 Ağustos 2010 Salı

Uyuzluk Yapıyorum...Siper Alın :)



Evet Uyuzluk! yapıyorum neden yapmayayım yahu.

Hatta uyuzluğun tarifinide veriyorum :)



Şimdi bu resimde gördüğünüz burjuva çocuklarının vazgeçilmezi erimiş çikolata ve yanında meyvelerin bulunduğu "Fondü" adlı yiyeceği ağzınızdan sular akarak izlemeyin boşuna :)


Yanınıza üç-beş arkadaşınızı toplayıp

Starbucks denilen zırvaya bir hıh çekerek

"Kahve Dünyası"na gidiverin

bitsin bu çileli bakış :)


Daha sonra muhtemelen bundan isteyecek olan arkadaşınızın tabağına mahzun gözlerle bakıp

"istiyorsan bi tadına bak" denilen cümleciği duymak için sabır ve sükunetle bekleyin ve duyduğunuz anda

koyverin gitsin "ya bende ne zaman dicen diye bekliyordum" diyip :D hücum edin....


Afiyet olsun..
:)))


Bu kadar da değildik canım (desem de...)




20 Temmuz 2010 Salı

...Alexander'da Benden


Büyülü zamanlar bekler insan tatil denen kaçış planlarından..

Gürültüyle çıkılan yolculuk,klimaları çalışmayan bir otobüs,patavatsız bir muavin, her durakta duran açgözlü şoförün veya memnuniyetsiz yolcuların berbat etmesiyle hedefe varır..


Valizleri indirirken üşüşen yolcular bagajlara uzanırken,yeni basılan toprağın içlerinden kaydırdığı biraz hüzün ve heyecan simültanesinin çarpıntısıyla soluklanır..


Çok geçmeden karşılamaya gelenlerin içini okumaya çalışılırken yüzlerinden,eller öpülür,sarmaşılır -ki işte o zaman "ben bu kadar gün burada mıı?"sorusu alarmı bozulmuş arabalar gibi cızırdayan sesiyle beyne uyarılar savurur..


Benim tatillerim en azından böyle başladı ekseri..

Sonunda ne kadar güzel anım ve an'ım kaldıysada tatil denince bu hengamenin aklıma getirdiği üç beş cümle böyledir..


Tatilde okunacak yazarların başında şüphesiz Haşmet Babaoğlu gelir..(o niyeyse)

Bakın o nasıl bir iktibasla durmunun vehametini sergilemiş;


"bavul toplamak,bavul açmak..o taşıttan bu taşıta aktarma yapmak..küstah garsonlarla dolu lokantalar..berbat yemekler,insanın midesine oturan hesaplar..Para,para,para..İnsan böyle bir sıkıntıya niye katlanır?" Bunlar yaklaşık bir asır önce Alaman diplomatı Alexander Von Villers'in tuttuğu tatil notlarından birkaç satır.. (H.babaoğlu Sabah)"


:)


Büyük yorgunluklardan gereksiz yorgunluklara...

Yediğim içtiğim bende kalsın Gördüklerimden bir çıkarım "Müslümanlar! Yozlaşmadan bronzlaşın.."

NüHa

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Su'ya Kaçış ..




Bugünlerde herkes gitmek istiyor
Küçük bir sahil kasabasına
başka bir ülkeye,dağlara,uzaklara

Hayatından memnun olan yok
kiminle konuşsam aynı şey
Herkesi,herşeyi bırakıp gitme isteği
Öyle" yanına almak istediği üç şey" falan yok


Bir kendisi bu yeter zaten.
Herkesi herşeyi götürdün demektir
keşke kendini bırakabilse insan
Ama olmuyor

....(Can Yücel)

"Demiş şair"li bir cümle daha kurup sonra gideceğim bende, gitmenin mümkün olmadığını bilerek..
En azından denemiş olacağım gitmeyi...
Gitmek iyi gelecek belki, mekanları önemsediğim aşikar
Şeriati'nin dediği mekan zincirini kırdığım gün belki gerçek özgürlüğüme de kavuşacağım..Kim bilir..
Şimdi içimden sesli gidişler deneyeceğim tutarsa yine geleceğim...
Allah'ın emanetine mukayyet olunuz...
Measselam..
NüHa

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Bright Star..


Uzun zamandır birçok film tükettim fakat böyle etkisini bırakan bir film izlemeyeli çok oldu.. hatrımdan uzun süre çıkmayan sahneler olucak büyük ihtimalle..


Film çok durağan bulunmuş, evet durağan fakat mekanlar ve kıyafetler bir o kadar etkileyici.

Dönem filimlerini sevenler bu filmin damakta kalan tadına doyamıyacaklar eminim,
kostümler ve mekanların biribiriyle olan uyumu ve dinginlik hakim filmde..




Ünlü Şair John Keats hayatının son zamanlarında komşusu Funny'le aşk yaşamaya başlar..

Bir şairin hayatındaki yoksunluk ve çevrenin engelleriyle imkansızlaştırılan bu aşk bir terziye tüm şiir kitaplarını okutacak kadar duygu yüklüdür..


25 yıllık hayatına 3 şiir kitabı sığdıran şair
geride şiirlerini dilinden düşürmeden yürüyen yürüyen ve yürüyen bir sevgili bırakmıştır..

Yalnız ve sakinken izlemeniz tavsiye edilir..

:)

....NüHa

26 Mayıs 2010 Çarşamba

"Dönüşüm"



Bir varmış bir yokmuş..

İki kardeş, uzuunca bir aradan sonra evde başbaşa kalmış..


:)


15 Mayıs 2010 Cumartesi

Obla Di Obla Da..*

Yorgunsanız,
Savrulurcasına yoğunsanız,
suskunsanız,
sıkkınsanız,
ben ben bennnnn.. diye ortalarda kendinizi anlatmak için adam arıyorsanız
Öykülere kaçın :)

İçinizin bir başkası tarafından dökülmüş olduğunu görmek de güzeldir
Bu aforizmamı unutmayın :P

Gün batımına karşı "Yıldız Ramazonoğlu" tavsiye edebilirim
ama dedimya günbatımında,hafif rüzgarlar eserken zihninizin kaçkın yanlarını sükunetle boğmak isterken..

Geceleri yavaş kaçabilir belki bu tarz okumalar, geceleri efkar bastırmayan kitapları okumak taraftarı değilim.
Efkar'ın fikirden geldiğini söylemişti en son Tarık Tufan
tefekkür çoğu zaman karanlıkla zihne nüksettiğinden geceleri israf etmemeyi isterim, dilerim...

Öykücüler üzerime çullanacak... :) ne dedim bennn..
Öyküden fikir çıkarmakta zordur,hepsi bir değildir, kem küm... :)





Mesela;
anneniz çok hamaratsa da onun elinden pasta yemenizi tavsiye edebilirim :))
işte bunun zamanını vermem mümkün değil
eğer fikrimi sorarsanız ki muhtemelen bu konuda fikir alacak kadar şaşkın değilsinizdir :)
ama ben sabah uykudan uyanır uyanmaz da yada gecenin 3'ünde de yiyebilirsiniz derim.

Yok sabah programlarındaki doktor amcalarınız sakınn!! diyorsa siz yinede bir bilen olarak onları dinleyin :))) (bıdı bıdı bıdı...)

(Bu görgüsüzlüğümü de af buyurun ama 15 gün aç kalmış bir insanda buraya tutup börtü böcek koyacak değildi ya :)) )

Son olarak

Obla Di Obla Da
eşliğinde okumazsanız, yazımdaki kuruluktan susayabilirsiniz
yada iştahlanabilir :))


Sevgi ve dua ile..

NüHa

*The Beatles