İşaret Çocukları.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İşaret Çocukları.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2012 Cuma

Cuma.






"Birşey gelse bize gülerek gelse
Eğilsek içine susamış gibi,
Bütün perdelerin çekildikleri ülke
Gökten üstümüze karla karışık yağan
Cumalar cumartesiler bir de perşembe.."
İbrahim Tenekeci
(ışıklandırma çalışmaları)


hayırlıdır cuma
talip olursan sen hayra..



20 Kasım 2011 Pazar

Şiir ve Dua..



Tanrım
Kağıt yorganlarla örttük üstümüzü
Karanlığın rüzgârından koru bizi
Ellerimiz küçük ve tenhadır
Yalnızlığın yağmurundan ırak tut bizi

Tanrım
Libaslara güvenerek solmayalım
Öykümüz sade olsun bizim
Paçalarından kirlenenlerden eyleme bizi

...............................
 
Tanrım
Bugünlerde bir köşede yığılabiliriz
Bize şiir ver dua ver bize
Hem kağıttan yorganlarla örttük üstümüzü
Ne olur Tanrım
Yalnızlığın yağmurundan ırak tut bizi

Ömer Erdem
 
 
 
 
Şiir ve dua..
Kelimelerin anlamına en yakın olduğu
ve fakat bir o kadarda anlamını kendine tutunan yüreklerin diline tevarüs ettirip
kanatlandırdığı yer..
 
Şiir ve Dua
 insanın kendisine döndüğü yegane sebep...
 
Biraz
şiir ve dua gerek bu yüzden
Hakikatin anlamlılığı
 ve gerçeğin müphemliği
a'rafında sıkışan insana
 
Biraz Şiir ve Dua diliyorum Rabbim
 
En çok bize
En çok ona
En çok bana
.....
NüHa

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Tahrik...





.............

Şaşılacak bir dünyada yaşamaktı; öğrendik
şimdi külçeler yüklüyüz şaşılacak bir biçimde
külçeler yüklüyüz ve çıkmak istiyoruz yokuşu
Sokaklar gittikçe katı bizim adımlarımıza
peşimizde bütün bahçeleri boşaltan ter kokusu
yankımız soyunup sevap rahatlığı alınan yataklarda
yürek elbet acıyor esvap değiştirirken
bizden artık akması beklenilen kan da katı
kovulduk ölümün geniş resimlerinden.
Efsanelerden kovulduk
kan ve demir kelimeleri söyleyince
elbiseler içindeyiz, şehrin içinde
önümüz iliklenmiş, ayakkaplarımız bağlı
kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok
altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde
eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan

.....................

Biliniyor
bizim mahsustan yaşadığımız
biliniyor
şarkıların sırası bizde
biliniyor
hayat bizden razıdır
biliniyor
otların sarardığı yerlerde güneş
kurşunun değdiği tende heves kalmıştır.


İsmet Özel



Şairin dediği gibi belkide..


Uykularımızdan fesleğen kokularının çekilmesiyle başladı herşey..


Şehri giyinmeyi öğrendik ilkin ve temizyüzlü(!) çocuklar yetiştirmeyi..


sonra varolmayı ben'liğimize değil ötekinin yokluğuna atfettik


suni öfkelerimizin hedefine "modern" dedik ...bitiremedik..





Film vizyona girmeden


Niçin? demeyi becerebilseydik...


Akla ziyan İzmlerin hangi 'boşluğumuzun' yerine göz koyduğunu bilirdik..





NüHa
Şairin ardı sıra..

22 Şubat 2011 Salı

Sebeb-i...

...Telif

............
Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
düşmanı gösteriyorlar,ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri bir anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız

incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
tek başınayız.

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar,belki kadın ve erkek
hepimiz,herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim,hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.


İsmet Özel



Fotoğrafı hatırladınız mı?
'Mutluluk' filminden bir sahne..


İsmet özel'e sevgilerle..



10 Şubat 2011 Perşembe

"Siz Beni Ne Anlarsınız Siz!.."



Bir tüfeğin burnu havadadır,
ateş almak üzeredir mermisiz.
Ben bir küçük kızım,ben bir deli kızım
Siz beni ne anlarsınız siz!
Bir tüfek ateş almak üzeredir mermisiz...

/............./


Ben bir şarkıyım, ben bir tüyüm;
Ben Meryem’in yanağındaki tüyüm.
Beni bir azizin nefesi uçurur,
Kalbimde Allah’ın elleri durur
.
Cici ayaklarım iplikle bağlı,
Ben onun sılası, kendimin gurbetiyim;

Ben bir azizin hasreti,
Ben Meryem’in yanağındaki tüyüm.




Benim gözlerim yeşildir,evet evet,onun gözleri kara;
Ben günah kadar beyazım,o tövbe kadar kara...


Sezai Karakoç
(Pişmanlık ve çileler)








Ben Meryem'in yanağındaki tüyüm...

3 Şubat 2011 Perşembe

Neden İkinci Yeni?


Eşdeğeriyle yan yana yürürken
Cehennem sokağında birey olmak,
Ve en inceldikten sonra
İlkel sözcüklerle konuşmak seninle.

Saat beş nalburları pencerelerden
Madeni paralar gösteriyorlar,
Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.

Hiç bir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreyya


Birkaç gündür İkinci yeni* şiirlerini özlediğimi farkettim...Cemal Süreyya'ya kısmetmiş işaretlenmek..
İkinci Yeni'yi neden sever insan bunca yokluklarının içinde? ..
"Edep" diye ummayacağım bir karşılık buldum kendimce..belki bu konuda Nisa'm daha fazla söz söyleme hakkına sahiptir -ki ikinci yeni birazda o'dur bende- ben sadece öznel birazda duygusal bir düşünmeye tabi tuttum..


Üstü kapalı olan her zaman bir edebi çağrıştırır insanlara her ne kadar her üstü kapalı olan edepli olmasada?
ve edebiyat birazda bundan dolayı edebiyat değilmidir...

Herşeyin göz önünde olup bittiği gizli ve sır olanın içimizde barınmadığı, bir insanın eşine olan sevgisini (!) dahi sosyal paylaşım sitelerinde yazabilecek kadar mahremini yitirdiği modern zamanlarda tüm kapalılıklarına ve imgelerine rağmen,ikinci yeniyi sevmeli insan..

Sözü ağızlarında eveleyip gevelemeleri belkide düşüncenin eline ekmek değil gidecek yollar vermelerindendir..


İçi boşalmış sözler ve kavramlarla katliama uğrattığımız edebiyatın ikinci yenisi bende bu yüzden karşılığını buluyor sanırım..


Hem ne diyordu Dücane;

"Herkesin anlayacağı sözler söylemek herkesleşmektir..."

(:
"Keşke yalnız bunun için sevsevdim seni"



NüHa


*Edebiyat akımı (bknz.vikipedia)

10 Kasım 2010 Çarşamba

Ne Güzeldi Senin Çılgınlığın..

....
Bir halkın gösterişsiz,sessiz cömertliğinde
ölüm nasıl söylenirse öyle
İspanyol dilinde
ve her dilde..


Artık kat'iyen biliyoruz;
Halk adına dökülen kan
sapı güldalı güzelliğinde bir bıçaktır.
Dişlerin arasında...
İspanya'da ve her yerde..(federico Garcia Lorca için Üç Şiir'den)



Düşlerim ve insanların yanıbaşında
sabahlara kadar uyudum....
(O köy yine kendi rüyasında'dan)

Kalbimiz
yenileyecek sonsuzluğunu
ve hızla gelişecek
(Hızla Gelişecek Kalbimiz'den)
söylenir ve yarım kalır
bütün aşklar yeryüzünde
bir kaktüs bol sudan
nasıl çürürse öyle..
(Söylenir'den)
Mavi bir ölümüde taşır
yaz gökleri
güneyde daha çok mavi
aslı daha da çok mavi
ne kadar uzun ve görkemli
ne kadar dişi...
(Kan Yazmak'tan)
Çılgın hüzünlü..
Açlık çoğunluktadır..
Kıştan kalan soğukluk..
Acının Coğrafyası..

Turgut Uyar'dan

ve daha nicesi...
Okurken yazarım çoğunu
bu biraz deli okumasıdır
ama her zaman yazı kalbe iz bırakmayı hep daha fazla becerir okumaktan.
Kitapta Uyar'dan seçme şiirler bulunuyor.Tugay Fişekçi seçmiş.
birçoğu kıyıda köşede kalmış şiirleri günyüzüne çıkarmış.

Buraya kısıtlı bir kısmını yazabildim
itiraf edeyim en güzellerini kendime sakladım :)
Dipnot:
Turgut Beyde mavisever'miş (:

NüHa



1 Kasım 2010 Pazartesi

Demli Şiir..


benim sevgilim vagonları deviren bir şimendiferdir
her devrilen vagon için bir öküz infilak eder böylece
böylece seni sayıklamış olur Müslüman bir gece
çünkü bir Müslüman kelime-i şehadet ile
iç içe bir lisandır.


benim sevgilim tambur sağan bir Cemil..
ben onun uzanır ceketini asarım o beni uzanır öper
biz en büyük iradeye iman etmişiz
kolpa tezgah kırılır,ben durmadan onun
o habire benim..kaderlerimizi çekiştirirmişiz


benim sevgilim uzak diyarlarda bir dutluktur
bu daracık dünya ikimiz için aleni bir tutukluluktur.

Alper GencerMetin Rengi
Şiirde demlenir..

19 Eylül 2010 Pazar

Bana Yalan Söylediler..Bana Yalan Söylediler..*





Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor


.........
Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
.......
Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
Kış geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar

Turgut Uyar(acıyor)


*Semiramis Pekkan

1 Ağustos 2010 Pazar

Karlı Bir Gece Vakti Dostu Uyandırmak


Benim adım insanların hizasına yazılmıştır.
Hergün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu.
Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olsaydım
ölüm ve acılar çatsaydı beni
düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak
sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.
Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım
diri-gergin kasları konuşsaydım
'Kardeşler! ' deseydim 'Kardeşlerim! '
'Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
'Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
Bakın yaklaşıyor…'
yazık, şairler kadar cesur değilim
çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan
gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor.

.............


Benim adım bilinen bütün cevapların üstüne mühürlenmiş
ellerim tütsülenmiş
evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında
dirgenler, bakraçlar, tornavidalar
bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar

.....................

bir yaprak kapatıyorum hayatımın nemli taraflarına
ölümden anlayanı ciddi bir yaprak
unutulacak diyorum, iyice unutulsun
neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı
karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.



İSMET ÖZEL

(kırpılmıştır)

Sevdim..aldım..kokladım..

Özlemiştim..


22 Haziran 2010 Salı

Hem Yaralı Hem Yakını Bir Yaralının...





Hem yaralı hem yakını bir yaralının
kırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın,kaldım eşikte sübyan
kaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde ,yaşlanmış ağaçlara dert oldum
Kimi görsem dedim işte burdayım iki ince boynumun arasında
Kimi görsem dilim buruk kelimeler ölümlü sesim anadan üryan


Yürüdüm benle birlik ağır bir halk yürüdü
Suya baktı ağırdı,güze baktı ağırdı,sola vurdu ağırdı
Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime;neyin var taşınacak?
Şu kırık dal sesinden,şu tökezleyen ırmak gürültüsünden başka
neyin var sen gidince aklı sende kalacak!


..........
Ali AYÇİL
Okudukça yavaşlarsın bazen,
durulursun o kızgın ırmakta.. zamana takılan bir yanın vardır birde zaman tanımayan..
Ben en zamansız yanımda okurum şiirleri ki akarken kırmayayım denizi..

19 Haziran 2010 Cumartesi

O Mavilik Derdi...



Dünyanın bütün huyları yüzünde
Ben bunlardan birini seviyorum en çok
Sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa
Tutsam tanelerini
Sevincin gözyaşları derdim buna.

Bir süre bakışıyoruz karşılıklı
Ben uykudan uyanır uyanmaz

Benimle şiir gibidir bu
Tam karşımda ama yazılmamış

Durmadan bileniyor aklımda.

Seni unutarak baktığımda bile

Dünyanın her yerlerinden geçiyorsun
Yayılıyorsun kalabalıklara
Yalnız yayılmak mı
Aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.

Özlenirsin, alabildiğine varsın da
Daha da var oluyorsun gün günden
Olgun bir meyva gibi güleceksin zamanla
Bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin

Bir kuş olsa mavilik derdi buna.

Edip Cansever
...


En çok kendimedir şiirler..
En çok derdime..
Çok arabesk olmasın sözler,
Edip canSeverler
:))


NüHa

12 Haziran 2010 Cumartesi

O inanmışlar Çağının....

*


......


Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
Siz kahramanısınız çelik diziler arasında direnen insanlığın
Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak
Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana
O inanmışlar çağının.


.....



Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü
Çatlayacak yalanın çelik kabuğu
Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu.



Erdem BEYAZIT(Birazdan Gün Doğacak)



............Bu aralar birileride Erdem Abiyle meşgulmüş :)Sevindim azıcık adam gibi şair okusun :)))
Erdem Beyazıt bu şiirini her ne kadar Nuri Pakdil'e ithaf etsede
Bende kendi Nuri Pakdil'ime ithaf ediyorum...

Rabbim omurgasını daim dik tutsun ...


*Hakan Albayrak(O'nu tanımıyorsanuz Blog çıkış kapısı sağ üstte :) )

5 Mart 2010 Cuma

Hatırlat Haziran'ın Sonlarında Çocukluğumu Yakalım..



Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-Senegalliler dahil değil

Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin


-Yoksa seni rahatsız mı ettim?

Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-Freud diye bir şey yoktur.


Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-Haydi iç de çay koyayım.

Muhsin ÜNLÜ

Ah demeyi unuttum mu :)
Ah..

"Kendinde olan yahut kendileşmiş sözdür onda şiir. Çünkü o, başkası değildir. " diyor Aralık Edebiyat


Bende diyorum ki Muhsin abi şiiri bırakmasın ki biz bize bir biz bulalım..

3 Mart 2010 Çarşamba

Git..


Mademki benli hayat sana kafes kadar dar
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar

Hadi git benden sana dilediğince izin
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin

Git iş işten geçmeden git çok geç olmadan vakit
Günahıma girmeden Katilim olmadan git


Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın
Oysa ki hep yedekte hep elde var saymıştın

Hadi git ne bir adres ne bir hatıra bırak
Zannetme ki pişmanlık mutluluk kadar ırak

Ne vedaya gerek var ne de mektuba hacet
Git de Allah aşkına bir selama muhtac et


Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan


Kopsun nerden inceyse artık bu bağ bu düğüm
Her gece daha berbat daha vahim gördüğüm

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum
Sırf sana üzülüyor sırf sana acıyorum
....

Şiir:Cemal Süreyya
Yorum:Candan Erçetin


Dinleyici ve okuyucu:
Her daim nüha :)

18 Şubat 2010 Perşembe

Devrim



Bir gülün açılması devrimdir
Bildiğin anladığın bir devrim
Kimbilir nereye varmışlığımız
Bir av sonu ağırlayan gözlerim
Seni anmak öyle kolay değildir
Denizler: biraz çocuk kalmışlığımız



Bir gülün açılması devrimdir
Bildiğin anladığın bir devrim
Gecede bir bozkır kalmışlığımız
Bakışları ağırlayan seslerim
Sana bakmamak öyle kolay değildir
Simgeler: en çocuk yanlışlığımız


Hilmi YAVUZ
Hilmi Yavuz..sevilir..

13 Şubat 2010 Cumartesi

BİR TARİH YORUMU





Başkaları karar veriyor senin yerine


seni bildiğini tanıdığını sananlar


seni değil sadece kendilerini savunanlar


ama ne su içmişler seninle, ne yola gitmişler,





o, diyorlar, şunu yapar bunu yapmaz


o, diyorlar şunu sever bunu sevmez


o, diyorlar, kışın hiç güneye gitmez


sıcak bölgelere göçmen kuşlar gibi;





senin ceviz ve çınara hasret göçmenliğini,


senin eller yakan hasretini anlayamayanlar.




Özdemir İnce






Tablo:Norman rockwel-barber



Olur bazen..
İnsanların arasında yaşadığını hissetmen için gereklidir
her insanın göçü kendi içinedir..


NüHa

8 Şubat 2010 Pazartesi

İnsanlar gider..


insanlar gider şarkıları kalır

şarkılar var uzun yüzyıllar dolanır

şarkılar var kısa söylendiği yerde kalır

şarkılar var benim şarkılarım

söyletmezler içimde kalır.


Aziz NESİN


Aziz Nesin şiirlerini sevmem
birkaçı hariç..
Üzülürüm Aziz Nesin için babasının belkide gelenekçi islamcıların tümünün kurbanıdır o..

15 Ocak 2010 Cuma

Al Sana Üç Kelime Dostum..

Dünya'ya Dair
Bir otel odası kadar bana aitsin
Bİr mağara gibi hiç kimseye,
Herkese bir deniz gibi
Biliyorum sadece bir emanetsin..
***
Bir şarkı gibisin dünya
Çoğu zaman hüzün makamında
Çoşkulu bazanda.
Kimi zaman bir öğle vakti
Sıkıntılı ve sabit...
Erdem Beyazıt
........
Erdem beyazıt:"Bana bir kelime verin size bir şiir yazayım"
Rasim Özdenören:"al sana üç kelime 'mağara, otel ,dünya' "
........
Zor olmuştur abi
sen ilham gelmezse olmaz dersin aslında
kelimelerin ilhamına amin mi dedin şimdi..
NüHa
Fotoğraf:Ara Güler(1955 rıhtımda ayrılık)
Diyalog: Erdem Beyazıt'ın anlatımı..

2 Ocak 2010 Cumartesi

Batan Bu Köhne Şileb


garson masa iyi manzarayı değiştir
sırası mı mehtabın yıldız yağmurunun
bu gece yalnızım onlar gelmeyecek
sapa bir yerindeyim umutsuzluğumun
hava soğuk olmalı ağaçlar bütün duman
eğer bulabilirsen ölü bir kar getir
beyazlığı kalın bir su gibi uzayan
bu gece yalnızım onlar gelmeyecek
batan bu köhne şilebde ne işleri var
...............
garson masa iyi manzarayı değiştir
büyük şimşek çakmalı gök gürültüsü filan
şöyle dalları kıran şakırtılı bir yağmur
köpek havlamaları bulut karanlığından
zehir bulabilir misin çabucak öldürecek
artık arsenik mi olur siyanür mü olur
hangisi olursa olsun hepsi işime yarar
yoksa bir tabanca bul bir avuç mermi getir
bu gece yalnızım onlar gelmeyecek
batan bu köhne şilebde ne işleri var
Atilla İLHAN
Doya doya okuyorum Atilla İlhan'ı bu aralar çok şey anlatmaya başladı yine
demlenen yanlarımın süzgeci...
Bir gece canım sıkılırsa içimden Atilla ilhanlar geçiyordur mutlaka
Batan köhne şileb'e uğramayanları işaretliyorumdur..
NüHa